Uyumsuz Hayal Kurma

· Kasım 4, 2018

Uyumsuz hayal kurma alışılmadık bir sendromu tanımlar. Bu durumdan muzdarip olan kişi, çoğu zaman hayallere dalmış ve tamamen gerçeklikten kopmuş halde karşımıza çıkar. Her ne kadar hepimiz hayal kuruyor olsak da, bu konuda aşırıya kaçanlar da vardır. Öyle ki bu aşırılık bireyin izole olmasına ve beslenmeyi, sorumluluklarını ve ilişkilerini ihmal etmesine neden olur.

Söz konusu sendromlara bakınca, normal davranışlarda patolojik belirtiler aramaya başladığımızı düşünerek alarma geçebilirsiniz. İlk olarak, kişinin normal hayatına müdahale etmeye başladığı anda, tüm davranışların klinik açıdan analiz edilebilinir olduğunu açıklığa kavuşturalım.

Bir kişi fantezi ve hayalleri, kendini saatlerce gerçeklikten izole etmek ya da duygusal çatışma ve travmadan kaçmak amacıyla kendini ihmal etme noktasına gelene kadar kullandığı zaman, bu durum psikopatolojik davranışlarla karşı karşıya olduğumuz anlamına gelir.

Bu nedenle, tam olarak işlevsel bir gün geçirdiğimiz sürece, hayal kurmak bir sorun değildir. Nüfusun %95’i bu kategoriye girer. Üstelik herkes hayal kurar ve bu şekilde beyninde sonsuz sayıda alanı harekete geçirerek zihninin kıvraklığını artırır. Alın korteksi, limbik sistem ve duyumsal bilgilerle ilgili çeşitli kortikal alanlar, hayatımızın belirli alanları üzerine derinlemesine düşünmemize, yeni projeler beslememize ve ruh halimizi geliştirmemize yardımcı olur.

Ayrıca bakınız: Nosebo Etkisi Nedir?

Genellikle, hayaller, zihinsel “yeniden başlatma” etkisinde bulunan, gün içerisindeki ufak anlardır. Onları, refahımıza yardımcı olan anlık sığınaklar olarak da kabul edebiliriz. Bununla birlikte, bu özel anları gerçek hayata tercih ettiğimiz noktada bir sorun ortaya çıkar. Aslında, aşırı hayal kurma davranışının altında genellikle başka nedenler vardır. Bunlara, çeşitli travmalar, saplantılı zorlanımlı bozukluklar, bastırılmış çatışmalar örnek verilebilir.

Aşırı veya uyumsuz hayal kurma: özellikleri

hayal kurmak

Zihinsel Hastalıkların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabında (DSM-V) aşırı hayal kurma bozukluğu henüz yer almıyor. Bununla birlikte, daha fazla araştırma ve tedavisel yaklaşım ortaya çıktıkça gelecek sürümlerinde olması bekleniyor. Aslında, 2002’de, İsrail’deki Hayfa Üniversitesi’nden psikiyatrist Eliezer Somer bu konuda konuştu, rahatsızlığı adlandırdı ve ilişkili semptomlarını tanımladı.

Ayrıca bakınız: Psikolojik Şiddetin Vücudumuzda Bıraktığı 3 İşaret

Semptomlar arasında şunları bulabilirsiniz:

  • Bu hastalar birer hayalperest; onlar kendi karakterlerini oluşturabilir ve kendilerini karmaşık, ayrıntılı ve çok canlı hikayelere kaptırabilir.
  • Bu fanteziler gerçek hayata müdahale eder. Günlük herhangi bir uyarıcı, yeni bir hikaye oluşturmak için bir tetikleyici olabilir ve birey o anda ne yaptığını dikkate almaksızın yeni bir içsel öykünün içine girebilir.
  • Beslenme ve hijyen alışkanlıkları da dahil olmak üzere, temel sorumluluklarını ihmal eder.
  • Geceleri uyumakta zorluk çekebilir.
  • Uyanık olduklarında, genellikle, yüz ifadeleri de dahil olmak üzere, kendini tekrarlayan ya da kalıplaşmış hareketler yapar.
  • Genellikle kendi derin düşüncelerinde sahne alırken, bu fanteziler sırasında düşük bir sesle konuşur ya da mırıldanır.
  • Bu fanteziler saatlerce sürebilir. Onları durdurmak ve gerçeğe geri dönmelerini sağlamak, herhangi bir bağımlılığa benzer şekilde, yüksek seviyede anksiyete uyandırır.

Uyumsuz hayal kurmanın arkasında ne yatar?

hayal kurma

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu rahatsızlık hala açıklama ve analiz aşamasında. Bununla birlikte, bu hastaları muayenelerinde günlük olarak tedavi eden birçok psikiyatrist ve psikolog mevcut. Ayrıca, verilerin ve tedavisel yaklaşımların güncellenmesi için sık sık makalelerin yayınlandığını da görebiliriz. Bu nedenle, bu bozukluk gitgide sınırlandırılıyor ve mesleki uygulamalar da sahip olduğumuz bilgileri doğrulamaktadır. 

Uyumsuz hayal kurma bozukluğu asla bir başına ortaya çıkmaz. Bu duruma genelde başka hastalıklar veya altta yatan birtakım sorunlar eşlik eder:

  • İstismara uğramış ya da hayatlarının bir bölümünde başka travmatik deneyimler yaşamış insanlar.
  • Depresyon hastaları, aşırı hayal kurma bozukluğu da gösterebilir.
  • Obsesif kompulsif bozukluğu olan bireyler.
  • Sınırda kişilik bozukluğu ya da bağlantılı bozukluklar.
  • Ayrıca, Otizm spektrumunda olan insanların bu tür bir bozukluğa yatkınlık gösterdiği de gözlenmiştir.

Uyumsuz hayal kurma bozukluğu tedavisi

Uyumsuz hayal kurma bozukluğu olan bir hastayla ilgilenen profesyonel, ilk olarak, bozukluğun altında yatan sebebin tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışacaktır. Tedavisel strateji, bu nedenle, obsesif kompulsif bozukluğu olan biriyle depresyonda olan biri için aynı olmayacaktır. Bu, hem karşılaşılan bir zorluk hem de probleme yaklaşırken bir başlangıç noktasıdır.

Aynı zamanda, Psikiyatrist Eliezer Somer, bu tür bir klinik problemi teşhis edebilen bir ölçek geliştirmiştir: “Uyumsuz Hayal Kurma Ölçeği (MDS)”, bu bozukluğu tanımlayan 14 ölçeğe sahiptir. Bu ölçek, söz konusu bozukluğu şizofreni ya da psikoz gibi hastalıklardan ayırt etmeyi amaçlar.

Öte yandan, psikoterapik teknik EMDR (Göz Hareketini Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), bu bozukluğun tedavisinde oldukça fayda göstermektedir. Travmatik olayların neden olduğu duygusal zorlukları çözmek adına ilginç bir yaklaşımdır. 1987 yılında Francine Shapiro tarafından oluşturulmuştur.

“Zihin, bazen, öyle bir darbeyi işler ki onu kendi izolasyonunda gizler. Bazen, gerçeklik sadece acıdır ve bu acıdan kaçmak için, zihin, gerçekliği terk etmek zorunda kalır.”

– Patrick Rothfuss

hayal kurmak

Aynı şekilde, bilişsel-davranışsal psikoloji de etkili bir tedavi yöntemidir. Bu terapinin hedefleri şunlardır:

  • Bireyin gerçekle bağlantısını kurmak.
  • Düzenlenmiş faaliyetleri ve zaman kontrolünü teşvik etmek.
  • Hayal kurmayı tetikleyen uyaranları tanımlamak.
  • Dikkati geliştirmek.
  • Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştirmek.
  • Hastayı günlük dinamiklere entegre eden uğraşları teşvik etmek.

Sonuç olarak, bazı davranışların bizi sorumluluklarımızdan ve dolu dolu, mutlu ve sorumlu bir hayatın tadını çıkarma fırsatından ne zaman uzaklaştıracağını bilmek önemlidir. Aşırı hayal kurma, bazen, kendimizi bize zarar veren ya da anlam bulamadığımız bir gerçeklikten izole etmesi için kullandığımız bir “çare” olabilir.