Tedavi Edilmemiş Depresyon Nörodejeneratif Etkilere Sahiptir

Şubat 15, 2020
Tedavi edilmeyen veya tedavilere cevap vermeyen depresyon eninde sonunda beyni etkiler. Depresyonun bazı olası sonuçları enflamasyon, hafıza ve konsantrasyon problemleri ve beynin belirli alanlarının boyutlarının değişmesidir.

Kronik hale gelen ve yıllarca iyileşmeyen tedavi edilmemiş depresyon beyninizi değiştirebilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar bu psikolojik durum dolayısıyla ortaya çıkan değişikliklerin prefrontal korteks gibi beyin yapılarını etkilediğine işaret eder, ki bu da hastanın karar verebilme, problem çözebilme ve durumları analiz edebilme yeteneklerini olumsuz etkiler.

Nöroinflamasyon, beyne daha az oksijen gitmesi ve nörotransmitter üretimindeki değişiklikler gibi majör depresyon ve benzeri bozukluklar sonucunda ortaya çıkan zihinsel süreçler beyindeki bölgelerin birçoğundaki işlevselliği nörodejenerasyon noktasına gelecek kadar azaltabilir. Ancak, bu değişiklikler hasta bu psikolojik problemden 9 ila 12 ay boyunca muzdarip olduğunda görünür hale gelirler.

Bu noktada, kendinize neden bazı insanlar depresyonlarının tedavi edilmemesine izin veriyor diye sorabilirsiniz. Birinin ıstıraplarını durdurmaya yardım edebilecek bir profesyonel aramamasının sebebi ne olabilir? Her şeyden önce, bu soruların birer doğru cevabı olmadığını belirtmemiz gerekir. Doğrusu, bu duygudurum bozukluğunun karmaşıklığını tanımlamak zordur.

Bazı hastalar asla iyileşmeyeceklerine bile inanırlar. Kendi hastalıkları bir kalkan hale gelir ve onları yardım istememeye sürükler. Diğer kişiler ise terapi ile ilgili yanılgılara sahip olabilir veya basitçe terapiye inanmayabilirler. Ve, elbette, diğerleri de bir problemleri olduğunu itiraf etmeye cesaret edemez haldedirler.

Diğer yandan, bazı insanlar da basitçe yardım isteyebilmek için gerekli kaynaklar veya sosyal desteğe sahip değildir. Ne yazık ki, tedavi edilmemiş bir psikolojik bozukluk ile yaşamak yaygın görülen bir şeydir ve bu durumun sonuçları çoğunlukla ciddidir.

“Başarı nihai değildir, başarısızlık ölümcül değildir; önemli olan devam etme cesaretidir.”

– Winston S. Churchill

Alacakaranlıkta göle doğru bakan bir adam.

Tedavi Edilmemiş Depresyon: Sonuçları

Birçok insan depresyonun ne olduğunu bilir, bunun nedeni ya geçmişte depresyondan muzdarip olmaları, ya bunu şimdi yaşıyor olmaları, ya da kendilerine yakın birinin bunu deneyimliyor olmasıdır. Depresyonun fiziksel, sosyal ve davranışsal sonuçları bu noktada herkes tarafından bilinen şeylerdir. Ancak, birçok insanın hala bilmediği şey depresyonun beyin üzerindeki etkileridir.

Amerika Birleşik Devletlerindeki Southampton Üniversitesinden bir nöropatoloji profesörü olan Dr. Victor H. Perry’nin yürüttüğü ilginç bir çalışmada Perry bu önemli gerçek hakkında konuşur. Majör depresyondan muzdarip olan kişilerin bu bozukluğu uzun süreler boyunca yaşadığı kanıtlanmıştır. Relaps sık görülen bir şeydir, bundan dolayı bazı hastalar bu sert gerçek ile başa çıkarak yıllarını geçirir.

Israrla devam eden ya da tedavi edilmemiş depresyon nörodejeneratif bir etkiye sahiptir.

Beynin Farklı Kısımları Daha Küçük Hale Gelir

İstanbul Üniversitesinden Dr. Dilara Yüksel tarafından yapılan bir çalışma tedavi edilmeyen veya hastanın 3 yıllık bir süreç boyunca tedaviye cevap vermediği majör depresif bozukluk yüzünden beyinde ortaya çıkan değişimleri gösterir. Bu durumun en önemli sonucu aşağıdaki farklı beyin yapılarındaki boyut küçülmesidir:

  • Prefrontal korteks
  • Talamus
  • Hipokampüs
  • Amigdala

Bu yapılar hafıza, duygusal işleme ve yürütücü işlevlerin devam ettirilmesinde(problem çözme, dikkat, organizasyon, çevreye verilen tepkiler vb.) rollere sahiptir.

C-Reaktif Protein ve Enflamasyon

Ek olarak, tedavi edilmemiş depresyon bir biyolojik etkiye de sahiptir: nöroenflamasyonu arttırır. Toronto Üniversitesi Ruh Sağlığı Hizmetlerinden Dr. Jeff Meyer 80 hastaya ait 10 yıllık veriyi incelemiştir. Bu hastaların yarısı majör depresif bozukluktan muzdarip olmalarına rağmen herhangi bir tedavi görmemiştir. Hedef, bu durumun tedavi edilmemesinin beyin üzerindeki etkilerini keşfetmektir:

  • Prefrontal korkteks, hipokampüs ve amigdalada büyük bir C-reaktif protein birikimi gözlemlenmiştir.
  • Bu protein tipi enflamatuvar bir etkiye sahiptir, bu da şüphesiz ki böylesine spesifik vakalardaki farmakolojik tedavi olasılıklarını arttırır.

Beyine Giden Oksijen Miktarında Azalma

Bu kesinlikle en çarpıcı gerçektir. Tokyo Üniversitesinden Dr. Tomohiko Shibata’nın takımının çalışması gibi çalışmalar, tedavi edilmemiş duygudurum bozukluklarının hafif hipoksiye yol açtığını göstermiştir, ki bu da beynin oksijen miktarında bir azalma olarak tanımlanabilir. Bunun bir sonucu olarak hasta sürekli yorgun ve tedirgin hissedebilir, konsantrasyon problemleri yaşayabilir ve migrenden muzdarip olabilir. Bu etki görülebilir bir etkidir. Bundan dolayı, günümüzde doktorlar bu semptomları azaltmak için hiperbarik oksijen tedavisi kullanmaktadır.

This is certainly the most striking fact. Works like that of Dr. Tomohiko Shibata’s team at the University of Tokyo demonstrate that untreated mood disorders lead to mild hypoxia, which is a reduction in the brain’s oxygen supply. Consequently, the patient might feel constantly tired, agitated, have concentration problems, and suffer from migraines. The effect is visible. Thus, doctors nowadays are using hyperbaric oxygen therapy to relieve symptoms. 

Camdan bakan bir adam.

Sonuç olarak majör depresyonun hastanın beyin sağlığı üzerinde oldukça zarar verici bir etkisi olabileceği son derece açıktır. Hatta, bu durum beynin işlevselliğini etkiler, ki bu da hastanın yaşadığı rahatsızlığı kötüleştirebilir, diğer bilişsel problemlerin ortaya çıkma riskini arttırabilir ve hatta hastanın tedaviye daha yüksek bir direnç göstermesine bile sebep olabilir.

Neyse ki, bilim insanları yeni teknikler üzerinde çalışmaktadır. Örneğin, elektrokonvülsif olmayan transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) vardır, ki bu da hastanın refahını hatırı sayılır ölçüde arttırır. Problemli alanlara yöneltilmiş manyetik dalgalar hem bu bölgelerin biyokimyasını hem de bağlantı seviyelerini arttırır. Bazı uzmanlara göre bu beyni “resetlemek” gibidir. Bir gözümüz kesinlikle bu yeni ve umut verici buluşların üzerinde olacak.

  • Dilara Yüksel, Jennifer. Engelen, Verena. Schuster (2018) Longitudinal brain volume changes in major depressive disorder
    Journal of Neural Transmission. 67 (4), 357–364. DOI https://link.springer.com/article/10.1007%2Fs00702-018-1919-8
  • Perry, Victor (2018) Microglia and major depression. Nature Reviews Neuroscience, vol. 17, número 8 (2016) pp. 497-511 DOI:https://doi.org/10.1016/S2215-0366(18)30087-7
  • Shibata, T., Yamagata, H., Uchida, S., Otsuki, K., Hobara, T., Higuchi, F., … Watanabe, Y. (2013). The alteration of hypoxia inducible factor-1 (HIF-1) and its target genes in mood disorder patients. Progress in Neuro-Psychopharmacology and Biological Psychiatry43, 222–229. https://doi.org/10.1016/j.pnpbp.2013.01.003