Susan Lee Smalley ve Meditasyonla Gen Değişimi

Haziran 29, 2020
Meditasyon yöntemi ile genlerde değişimler olabileceğine yönelik çeşitli kanıtlar bulunuyor. Kesin bir sonuca varmak ve bu yöntemin sağlık üzerindeki olası etkilerini anlayabilmek için henüz çok erken olsa da, bu alanda önemli gelişmeler yaşandığını belirtmek gerekir.

Dr. Susan Lee Smalley, meditasyonla gen değişimi sağlamanın mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Aslında bu fikri savunan tek kişi Dr. Smalley değildir. Ancak bu alandaki derin bilgi ve tecrübesi ile meditasyon ve genlerin değişimi konusunun en önemli savunucusu olarak ön plana çıkmaktadır.

Bir antropolog olan Susan Lee Smalley, Medikal Genetik konusunda doktora yapmıştır. Mindful Awareness Research Center (MARC) yöneticisi olan Smalley, meditasyon yöntemiyle gen değişimi konusunu ilk olarak dile getiren kişiler arasında yer almaktadır. Yapılan araştırmalara göre meditasyon yapan insanlarda en az on beş farklı gende değişimler görüldüğü ifade edilmektedir.

Smalley’e göre kişinin yaşadığı tecrübelere göre beynin değişim yeteneğini ifade eden nöroplastisite ya da beyin plastisitesi, genler seviyesinde de etkili olmaktadır. Meditasyon yoluyla genlerin değişimi konusundaki en ilginç detayın kişinin tamamen gönüllü bir biçimde ve kendi isteğiyle önemli değişimleri yaşamasının olduğunun altını çizmektedir.

“Meditasyon, ruhun gözüdür.”

– Jacques Benigne Bossuet

Zihninde güneş doğan bir kadın

Ön Araştırma

Çok yakın bir zamana kadar her insanın doğumundan itibaren sahip olduğu genetik bilgilerin değiştirilemeyeceğine inanılıyordu. Bunun bir tür sabit program olduğu ve bu nedenle de herhangi bir biçimde üzerinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı düşünülüyordu. Zaman içerisinde bu bilgiler ve kabullenmeler yeniden gözden geçirildi. Günümüzde genetik bilgilerin ciddi seviyede esnek olduğu ve bu durumun yaşamın her aşamasında ve yaşında geçerli olduğu bilinmektedir.

Bu esnekliği kanıtlayan ilk araştırmalardan biri olan ve daha sonraki süreçte meditasyon yöntemi ile gen değişimi çalışmalarının ortaya çıkmasını sağlayan çalışma, Montreal’de bulunan McGill Üniversitesinde Michael Meaney tarafından gerçekleştirilmiştir. Meaney ve ekibi, hayatlarının ilk haftalarında yeterli seviyede anne ilgisi göremeyen kemirgen beyinlerindeki epigenetik değişimleri gözlemlemişlerdir.

Bu özel durum hayvanlarda küçüklükten itibaren kronik stresin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ayrıca bu epigenetik değişimi geçiren dişiler yavruları konusunda duyarsız davranışlar sergilemeye başlamışlardır.

Ancak kemirgen deneyindeki ilgi göremeyen yavruların tam tersine ilgili anneler ve yavruları incelendiğinde bunların ise normal bir biçimde gelişim gösterdikleri görülmüştür. Bu durum, genlerin esnekliğini kanıtladığı gibi aynı zamanda zihinsel tecrübelerin sonucunda genlerde çeşitli değişimler yaşanabileceğini de göstermiştir.

Meditasyonla Gen Değişimi Konusunda Önemli Bir Çalışma

ABD’de bulunan Wisconsin-Madisonha Üniversitesinde meditasyon konusunda oldukça dikkat çekici sonuçlar veren bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışma, meditasyon yoluyla gen değişimini araştıran öncü çalışmalardan biri olması nedeniyle çok özel bir yere sahiptir.

Bu çalışmada görev yapan araştırmacılar meditasyon yapan bir grup insanın organizmalarında gerçekleşen değişimler ile sessiz aktiviteler yapan ancak meditasyon yapmayan diğer bir grubu karşılaştırmalı olarak analiz etmişlerdir.

Analiz sonucunda meditasyon yapan kişilerin RIPK2 ve COX2 genlerinde değişimler gerçekleştiği keşfedilmiştir. Bu iki gen iltihaplı durumlarla ilgili genlerdir.

Daha sonra bu değişimleri açığa çıkaran moleküller Barcelona Biomedikal Araştırma Enstitüsünde (IIBB-CSIC-IDIBAPS) analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda ulaşılan bulguların yer aldığı makalenin baş yazarı olan Perla Kaliman, genomdaki meditasyon kaynaklı epigenetik değişimlerin böylelikle kanıtlandığını ifade etmiştir. Ancak ne olursa olsun kesin birtakım sonuçlar çıkarmak için henüz erken bir aşamada bulunduğumuzun da altını çizmiştir.

Genler

Stres ve Meditasyon

Hem çok sayıda kronik hastalıklar hem de sayısız ruh ve zihinsel hastalıklarla ilgili faktörlerden biri hiç şüphesiz kronik strestir. Benzer şekilde hem beyinde hem de genel olarak organik anlamda yaşlanmanın da stresle ilgili olduğu bilinmektedir. Meditasyonun en bilinen özelliklerinden ve amaçlarından biri de elbette stres seviyesinin azaltılmasıdır.

Yapılan araştırmalar ışığında günümüzde stresin epigenetik değişimlere yol açabileceği ve meditasyonun da bu süreci tersine çevirebileceğini söylemek mümkündür.

Aynı şekilde Susan Lee Smalley, “farkındalık” olarak adlandırılan duruma ulaşan insanların frontal korteks bölgesinde daha fazla aktivite gerçekleştiğini ve bunun sakinlik duygusunu artırdığını ifade etmektedir. Eğer bu sükunet hali bir süre devam ettirilirse, genetik stres sorunlarının da değişerek azalacağı düşünülmektedir.

Bu noktada epigenetik değişimlerin bazı genetik faktörleri “susturduğunun” altını çizmek gerekir. İşte bu nedenle DNA’nın kişinin kaderini belirleyemeyeceği ifade edilmektedir.

Örnek olarak, bir kişi kanser riski taşıyan genlerle dünyaya gelmiş olabilir. Ancak epigenetik değişimler bu genleri “susturabilir.” O nedenle, bu konuda yapılan çalışmalar ve bu çalışmalardan elde edilmekte olan sonuçlar büyük önem taşımaktadır.

Fitzgerald, P. ¿Puede la meditación cambiar tu cerebro y afectar tus genes?