Spencer Kagan ve İşbirlikli Öğrenme Yöntemi

Nisan 1, 2019
İşbirlikli öğrenmenin geleneksel öğrenme yöntemlerine etkili bir alternatif olduğu kanıtlanmıştır. Ne olduğunu ve nasıl uygulandığını bu yazımızda öğrenebilirsiniz! 

Spencer Kagan, işbirlikli öğrenme üzerine çok sayıda araştırma yapan ünlü bir yazardır. Bu tür bir ekip çalışması, bugün okulların ve enstitülerin büyük çoğunluğunda profesörlerin bilgi aktarma biçiminden farklıdır. Esasen, öğrencilerin önemli kişisel gelişim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olan yeni bir grup öğrenme yöntemidir.

Kapsamlı araştırmaların ardından, Kagan işbirlikli öğrenme olarak bilinen şey hakkında bir öneride bulundu. Kooperatif metodu çok daha esnek ve etkili bir şekilde düzenledi. Bu yöntem dinamik süreçlerle insanların karmaşık ve genel konular hakkında bilgi edinmelerini sağlar. Kagan, Kagan Online Magazine’de bir makale yayınlayarak bu yöntemin, bireylerin eğlenirken öğrenmelerini sağlayan bir oyun gibi olduğunu belirtti. Gelin bu konuyu biraz daha ayrıntılı olarak ele alalım.

İşbirlikli öğrenme ilkeleri

Spencer Kagan, işbirliğine dayalı öğrenme önerisinin yapılarını tasarlarken bu yöntemi uygulamaya dökmek istiyorsak, her zaman akılda tutmamız gereken dört temel ilkeyi göz önüne aldı. Nitekim, bunlar bu tür bir öğrenmenin temel unsurlarıdır.

  • Olumlu karşılıklı bağımlılık: Bu, verilen görevi bireysel olarak tamamlama sorumluluğunu yerine getirerek sağlanır. Ayrıca tüm grup belirli bir hedefe ulaşmak için kullanmak istedikleri cevaplar ve stratejiler üzerinde hemfikir olmalıdır.
  • Bireysel sorumluluk: Grubun her üyesinin eylemleri grubu bir bütün olarak doğrudan etkiler. Tabii ki bu etki olumlu ya da olumsuz olabilir. Her üye, grubun geri kalanı için görevlerini yerine getirmekten sorumludur.
  • Eşit katılım: Tüm grup üyeleri etkinliğe katılmak için eşit fırsatlara sahip olmalıdır. Bu ilkenin çok önemli bir bölümü, işin eşit şekilde dağıtılması gerektiğiyle ilgilidir. Bir üyenin diğerlerinden daha fazla işi olmamalıdır.
  • Eş zamanlı etkileşim: Tüm katılımcılar birbirleriyle iletişim kurmalıdır. Yani görüşlerini paylaşmalı, işle ilgili duygularını dile getirmeli ve ortak kararlar almalıdırlar. Etkileşim eksikliği varsa, grup ayrılabilir, bu da hedeflerine ulaşmalarını engelleyebilir.
işbirlikli öğrenme

Bununla birlikte, işbirlikli öğrenme öğrencilere şu avantajları sağlar:

  • Ekip çalışması becerilerini geliştirmek .
  • Diğerlerini dinlemeyi ve fikirlerine saygı duymayı ve kendi düşüncelerini ifade etmeyi öğrenmek.

İşbirlikli öğrenmenin avantajları

İşbirlikli öğrenme, sınıflarda belirli ilkeler ve net hedeflerle çalışan bir dizi oyunun (yapının) uygulanmasına izin verir. Bunlardan her biri matematik veya yabancı dil gibi farklı derslere uygulanabilir. Bu, işbirlikli öğrenmenin hiç beklemediğiniz konularda bile işe yarayabileceği anlamına gelir.

İşbirlikli öğrenme ile ilgili çok önemli bir bilgi de farklı tür öğrenciler için kullanılabileceğidir. Çoğu okulun ve enstitünün, yalnızca bir öğrenci türünü hedef alan geleneksel bir eğitim sistemi kullandığını söyleyebiliriz. Peki ama daha yaratıcı çocuklar ne olacak? Ya da belirli tür bilgileri ezberlemekte güçlük çekenler? Bu gibi durumlarda, Spencer Kagan’ın yapıları daha eksiksiz bir öğrenme deneyimine izin verdiği için faydalıdır.

ders çalışan çocuklar

İşbirlikli öğrenmenin uygulanmasına duyulan ihtiyaç

Bazı öğretmenler işbirliğine dayalı öğrenmeye dayalı bir sınıfa ders anlatmanın can sıkıcı olabileceğini düşünebilir. Bununla birlikte, gerçekte, daha az hazırlık gerektirir ve sonuçlar daha etkilidir. Her ne kadar birçok öğrenme kurumu belirlenmiş bir öğretim yöntemine sahip olsa da, Kagan’ın bazı yapılarını tanıtmanın ve denemeleri için öğrencileri teşvik etmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Bu şekilde, iyi sonuçlar elde edip etmediklerini ilk elden görebilecekler.

Daha önce de söylediğimiz gibi, “geleneksel” eğitim, okuldaki etkisizliğine rağmen en yaygın kullanılan eğitim türüdür. Geleneksel eğitim öğrencileri öğrenmeye teşvik etmez, tam tersine canlarını sıkar. Öğrencilerin dersin ortasında kendilerine “Neden bu konuyu görüyoruz? Bunu öğrenmenin bize ne faydası var?” gibi sorular sormasına neden olur. Ayrıca öğrenciler arasında sağlıksız rekabeti teşvik eder.

Kesin olan bir şey var: sadece öğretmenin dikkatini çekmek için her şeyi ezberleyerek tüm sınıfın en iyisi olmak, Kagan’un bahsettiği becerilerin gelişimini engelliyor. Kısacası, eğitimciler öğrencilerin çalışabilecekleri, ilerleyebilecekleri, öğrenebilecekleri ve olabildiğince verimli bir şekilde işlev görebilecekleri ve bunun için kendilerine en uygun stratejileri uygulamaya koyacaklar bir ortam oluşturmaları gerektiğini akıllarında tutmalıdır.

  • Bouzas, P. G. (2002). Repercusión del aprendizaje cooperativo sobre el rendimiento y desarrollo personal y social de los estudiantes. Revista de ciencias de la educación: Organo del Instituto Calasanz de Ciencias de la Educación, (192), 505-522.
  • Kagan, S. (2003). Breve historia de las Estructuras Kagan. Kagan Online Magazine1(800), 3-20.
  • Prenda, N. P. (2011). El aprendizaje cooperativo y sus ventajas en la educación intercultural. Hekademos: Revista educativa digital, (8), 63-76.