Psikanalize Göre Kastrasyon (Kısırlaştırılma) Kaygısı

Haziran 16, 2019
Psikanalizin temel kavramlarından biri olan kastrasyon kaygısını inceliyoruz. Makalemizi okumaya devam edin!

Kastrasyon kaygısı, psikanalizin temel kavramlarından biridir. Daha iyi bilinen Oedipus kompleksiyle çok güçlü bir bağı vardır. Bu kavramdan söz eden ilk kişi, psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud’un ta kendisiydi. Jacques Lacan gibi diğer psikanalistler de bu alanda ilginç gelişmeler yarattılar, ancak bugünkü makalemizde orijinal teorinin perspektifine odaklanacağız.

Elbette kastrasyon kaygısının, birinin cinsel organlarını tam anlamıyla susturmasıyla ilgisi yoktur. Aslında bu, 3 ve 5 yaşları arasında ilk kez deneyimleyeceğiniz çok yoğun bir zihinsel deneyimdir. Bu bilinçdışı deneyim daha sonra hayatınızın farklı noktalarında tekrar tekrar gerçekleşir. Çoğunlukla savunma mekanizmalarınızın aktif olduğu zamanlarda gerçekleşir.

“Bir erkek komplekslerini ortadan kaldırmaya çalışmamalı, onlarla anlaşmaya çalışmalı: bunlar dünyadaki davranışını yönlendiren meşru şeylerdir.”

– Sigmund Freud

Kastrasyon kaygısı, kızlarda olduğu gibi erkeklerde de sık görülür, ancak iki cinsiyet de bunu farklı yaşar. Bu zihinsel deneyim sayesinde bir çocuk cinsiyetler arasında ayrım yapmayı öğrenir ve imkansız arzular kavramıyla ilk karşılaşmasını yaşar.

Erkeklerde Kastrasyon Kaygısı

1908’de Freud, ilk kez çocuklarda kastrasyon kaygısını dile getirdi. Bunu “Küçük Hans” isimli çalışmasında anlattı. Bu zihinsel sürecin çözüme kavuşana kadar nasıl da dört farklı zamanda ya da aşamada gerçekleştiğini anlatıyor.
sigmund freud

Freud’un bahsettiği dört farklı aşama:

  • İlk fikir. Çocuk bir penisinin olduğunu fark eder ve “herkesin penisi olduğu” fikrini geliştirir.
  • Tehdit, ikinci aşama. Oedipus kompleksi nedeniyle, çocuk, konu annesi olduğunda babasının yerini almak ister. Bunu açıkça gösteren şeyler yapar ve aynı zamanda oto-erotisizm belirtileri de ortaya çıkmaya başlar. Tehditler alır ve bunun için azarlanır. Bu da, davranışını değiştirmediği durumda, kısırlaştırmanın nihai cezası olacağı konusunda bilinçsiz bir sonuca varmasını sağlar.
  • Üçüncü aşama, yokluğun keşfi. Çocuk, kadın anatomisinin farklı olduğunu fark eder: kadınların penisi yoktur. Vajinaları olduğunu varsayamaz, ama penislerini aldırmış olduklarını düşünür. Bu fikri hayal ettiği tehditlerle ilişkilendirir: Bir penis yokluğunun kastrasyon ile aynı şey olduğunu düşünür.
  • Dördüncü aşama, kaygı. Çocuk annesinin bir kadın olduğunu anlar, yani onun bir penisi yoktur. Bu onu bilinçaltında farkına varmadan, kastrasyon konusunda kaygıya sokar.

Çocuk bu dört aşamadan geçtikten sonra geriye sadece bir tanesi kaldı: çözüm. Bu, kastrasyon kaygısı ve Oedipus kompleksi için de geçerlidir. Çocuk, annesine karşı babasının yerine geçmeyi reddettiği zaman gerçekleşir. Başka bir deyişle, annesini reddeder ve durumların ebeveynlik tarafı ile anlaşma sağlar. Bunu özellikle kastrasyon endişesini gidermek için yapar. Bilinçsizce, bunu devam ettirirse penisini kaybedeceğini varsayar.

Kızlarda kastrasyon kompleksi

Kızlarda kastrasyon kaygısının, erkeklerin yaşadıklarıyla ortak noktaları vardır. İlk olarak, kızlar da herkesin bir penisi olduğu fikri ile başlar. Ve elbette, anneleri onlar için son derece önemlidir, aşklarının merkezidir. Buradan da, süreç farklı bir yol izliyor.
kastrasyon konusu

İşte aşamalar bazında farklılıklar:

  • İlk fikir. Herkesin bir penisi olduğunu düşünmeye devam ederler. Bu durumda kız, klitorisinin bir penis olduğunu düşünüyor.
  • Farkın keşfi. Kız, klitorisinin penis olmak için çok küçük olduğunu fark eder. Bu onun kısırlaştırıldığını varsaymasına neden olur ve bunun olmamasını ister.
  • Üçüncü aşama. Kız, annesinin de penisi olmadığını fark eder. Kendisi de bir penise sahip olmadığı için annesini suçlar, sanki bu penissizlik halini annesinden almış gibi hisseder.

Kızlarda kastrasyon kaygısının çözümü birkaç farklı yoldan gider. Bunlardan ilki kabuldür. Kız, penisi olmadığını kabul ediyor ve cinsellikten bir adım geri atıyor. İkincisi, bir penis sahibi olmayı dilemeye devam etmesidir. Freud bunu kısırlaştırmanın inkarı olarak gördü ve bunun eşcinselliğe yol açtığını düşünüyordu.

Üçüncü seçenek, kastrasyon kaygısına karşı en kapsamlı çözümdür. Kız penisinin olmadığını kabul eder. Annesi artık şefkatinin merkezi değildir ve sevgisini babasına yönlendirir. Bu aynı zamanda libidoların yeniden yönlendirilmesine de yol açar: bir penis arzusu, penisli biriyle cinsel ilişkiye girme isteği haline gelir. Son olarak, penisli biriyle cinsel ilişkiye girme arzusu çocuk sahibi olma arzusuna dönüşür.

  • Rangell, L. (1991). Castration. Journal of the American Psychoanalytic Association. https://doi.org/10.1177/000306519103900101

  • Baumeister, R. F., & Tice, D. M. (1990). Point-Counterpoints: Anxiety and Social Exclusion. Journal of Social and Clinical Psychology. https://doi.org/10.1521/jscp.1990.9.2.165

  • Davies, R. (2012). Anxiety: The importunate companion. Psychoanalytic theory of castration and separation anxieties and implications for clinical technique. International Journal of Psychoanalysis. https://doi.org/10.1111/j.1745-8315.2012.00595.x