Özgürleştirici Bir Diyalog Sürdürmenin Sırları

12, Ağustos 2017 İçinde Psikoloji 80 Paylaşıldı

Kendinizi ifade etmeyi bilmek ve nasıl konuşup anlaşacağınızı bilmek, gerçek bir sanat türüdür. Özgürleştirici bir diyalogda yer almanın pek çok sırrı vardır. Sessizlikleri yönetmeyi, ara vermeyi ve doğru zamanda müdahale etmeyi öğrenmelisiniz. Dahası, diğer kişiyi dinlemeyi ve doğru bağlamda anlamayı öğrenmelisiniz.

“Özgürleştirici bir diyalog” deyince insanlara kendilerini tam anlamıyla ifade etmelerine izin veren türdeki sohbetlerden söz ediyoruz. Kişinin kendini ifade etmesi, iletişimdeki bariyerleri aşması anlamına gelir. Dolayısıyla, özgürleştirici bir diyalog, herkesin özgün bir şekilde iletişim kurabileceği bir alandır.

Gerçekten de birçok diyalog, önemsiz olabilir ama diğer bir çok diyalog son derece önemlidir. Bu diyaloglarda neyi söyleyip söylemeyeceğimizi bilmek, mühimdir. Doğru iletişim kurabilmek için diğer kişiyle aynı dili konuşmalı ve samimi bir bağlantı kurmalısınız. 

“Tarih, diyalogdan başka bir şey değildir, gerçi insan ve evren arasında dramatik bir diyalogdur.”

– Maria Zambrano

Sessizlik diyaloğun önemli bir parçasıdır 

Pek çok insan, sesinin duyulması ya da dinlenmesi şeklinde akut bir ihtiyaç duyar. İşte bu yüzden durmadan konuşurlar ve bu durum, çevrelerindeki kişiler için rahatsız edici olabilir. Sürekli iletişim kurma ihtiyacı, bazen derin bir egosantrizmden kaynaklanır ama diğer zamanlarda sıkıntılarının ya da kendilerini kabul etme ihtiyaçlarının bir yansımasıdır. 

Sessizliğin değerini herkes anlamaz, iletişimin iki yönlü bir süreç olduğunu ve taraflardan biri konuşurken diğerinin sessiz kalması gerektiğini de herkes anlamaz. İşte bu yüzden söz konusu diyaloglar, esasen monolog olarak kalır.

O halde diyebiliriz ki özgürleştirici bir diyaloğa girmenin ilk koşulu, sessizliği anlayabilme ve ona değer verebilmektir. Yokluğa dönüşen türden bir sessizlik değil, dinlendiğinizi hissettiren bir sessizlik. Bu, diğer kişinin söylediklerine dikkat edip kabul ettiğiniz anlamına gelir.

Konuşmaya istekli olmak 

İki kişi arasındaki diyalog ancak içten bir katılma niyeti olduğunda samimidir. Bunun için dinlemeye yatkınlık, anlamaya çalışmak için istekli olmak gerekir. Bu bakımdan, diğer kişi konuşurken sessiz kalmak yetmez. Bu sessizlik esnasında zihinsel olarak da aktif olmak gerekir.

Diyalog kurmak için gerçek bir ilgi varsa; sakin, ilgili ve kapsamlı bir dinleme türü ortaya çıkar. Sakinlikle dinlemek, konuşmak için duyguların yüceltilmediği bir an seçmek demektir. Duygular yüceltildiyse, onları kontrol edebilmemiz önemlidir.

Aktif dinlemek, dinlemenin ilginç bir türüdür. Sessiz kalıp diğer kişinin söylediği her şey onaylama anlamına gelmez. Bunun yerine, diğer kişinin ne söylediğini daha iyi anlamak ve açıklığa kavuşturmak için daha fazla bilgi toplamaya çalışmaktır. Sorular, bağlantı kurmak için mükemmel bir yoldur ve diğer kişinin dinlendiğine dair kanıttır.


Kapsamlı dinleme, kişinin kendini başkasının yerine koyma ve ifade ettiklerinde ne hissettiklerini anlama eğilimine işaret eder. Sözsüz kanallarla akıp giden o his ve duygulara dikkat etmektir. Özgürleştirici bir diyalog, kelimelerin ötesine gittiğinden, iletişim esnasında ortaya çıkan duyguları yakalama anlamına da gelir.

Yargılamak, her sohbetin ölüm cezasıdır 

Sanki karşımızdaki kişi mahkemedeymiş ya da cezasını çeken bir mahkummuş gibi davranıp yargıç rolünü üstlenmek, asla doğru yol değildir. Bu davranış; güvensizlik, korku, gerginlik ve iletişimsizliğe kapı açar.

Hiç kimse onları yargılayan biriyle diyalog kurmak istemez. Özgürleştirici bir diyalogda rahatsız edici yanlar, güç itiraflar ve hatta duymak istemediğiniz kimi gerçekler ortaya çıkabilir. Bir diyaloğun özgürleştirici olmasının tek yolu budur. İşte bu yüzden söz konusu kişilerden birinin sansürleme görevini üstlenmesi ya da diğerinin davranışlarını kontrol etmesi mümkün değildir.

Ayrıca kendi fikrinizi belirtmeden önce söz konusu mesele ya da problem hakkında iyi bilgilenmeniz gerekir. Esasen, en iyi argümanlar aynı sorunu yaşamış ve bu konuda tecrübesi olan kişilerden gelecektir. Çoğu durumda, profesyonel yardım, en iyi seçenek olarak gözükmektedir.

Bırakın diyalog aksın

Diğer kişiyle en yüksek derecede bağlantı kurmayı başarmak, çok önemlidir. Araya girmeden ya da konuyu dağıtmadan dikkatle dinlemek, çok sağlıklıdır. Ne var ki çoğu zaman konuşmayı kesiyoruz çünkü diğer kişinin söylediği bazı noktaları ve o konuda söylemek istediğimiz bazı şeyleri unutabileceğimizi düşünüyoruz.

Böyle durumlarda, en önemli noktaları not etmek ve diğer kişiyi bölmeden konuşmasına izin vermek önemlidir. Böylece o konuşmayı bitirdiğinde, size sıra gelir ve düşüncenizi belirtebilirsiniz. Elbette bunu yaparken diyaloğu katı ya da sıkı yönetilen bir şeye dönüştürmemelisiniz.

Bir konuşmanın atmosferi ya da senaryosu da önemli olabilir. Tartışacağınız konu hassas bir şeyse ya da azami düzeyde dikkat gerektiriyorsa, yapacağınız en iyi şey, müdahalelerden uzak olacak ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer aramaktır. Doğru ortam, diyaloğun akıcılığına katkıda bulunur.

Beş pratik tavsiye 

Bahsettiğimiz önceki konulara dayanarak bir diyaloğu, bütün taraflar için gerçek anlamda özgürleştirici bir diyaloğa dönüştürmek üzere beş temel kurala uymak gerek:

  • Doğru yer ve zamanı bulmak. Acele etmemeli ve rahatsız edilmeyeceğinizden emin olmalısınız.
  • Konu üzerinde mutabık olmak. Ne kadar tuhaf gelse de bazen sohbetlerin başarısız olmasının nedeni, konunun açıkça belirlenmemiş olmasıdır. Her iki kişi de konuyu biliyorsa, içlerinden biri saptığında tekrar konuya dönmeleri için nazikçe hatırlatmada bulunabilir.
  • Bir hedef önerin. Konuşmanın ana amacı ne? Gerçeklikten uzak ya da otoriter amaçlardan kaçınmak için bunu belirlemek doğru olacaktır. Mesela, hedefiniz asla “senin değişmen” ya da “artık şöyle davranmayı bırakman” ya da “her şeyin yoluna girmesi” gibi şeyler olmamalıdır. Bunun yerine diyalog, belli konularda daha iyi bir anlayışa ulaşmak olmalıdır.
  • Temel kurallar üzerinde anlaşmak. Mesela, diğer kişi konuşurken sözünü kesmemeye söz verin ve her müdahale için bir zaman sınırı koyun. İlk başta biraz yapay gözükse de konuşmanın akıp gitmesi için önemlidir.
  • Diğer kişi hakkında değil, kendiniz hakkında konuşmaya söz verin. Çok sağlıklı bir kuraldır bu: hissettiklerinizi ifade edin ve diğer kişinin hissettiklerine göndermede bulunmayın. Böylece, istenmeyen yargılarda bulunma isteği sıfırlanır.

Bunlar da ilginizi çekebilir