Kişiler Arası Terapi: Depresyon Tedavisinin Yeni Bir Yolu

· Nisan 12, 2019

Derin ve kişiyi etkisiz bir birey haline getiren içsel üzüntüyü ifade eden depresyon, çoğu zaman içinde yaşadığımız sosyal bağlam merkezinde değerlendirilmez. Fakat bizler sosyal varlıklarız ve bağlam bizim için hayati bir organ kadar önemlidir. Bu durumun izinde sosyal çevre ile ilişkimiz üzerine odaklanan yeni müdahale yöntemleri ve terapiler ortaya atılmıştır. Bunlardan biri depresyon tedavisinde kullanılan kişiler arası terapidir.

Bu yazımızda, kişiler arası terapi ve bu terapi türünün depresyon tedavisinde nasıl kullanıldığı üzerine konuşacağız. Ayrıca bu terapi türünün tarihi ve depresyon problemini tedavi ederken diğer müdahale yöntemlerine göre nasıl farklılık yarattığı üzerinde de duracağız. Bunlara ek olarak, yetişkinler, çocuklar ve gençler üzerindeki etkisinden de bahsedeceğiz.

Etrafımızda insanlar olduğu koşullarda dahi yalnız ve depresif hissetmekten daha kötü bir his olamaz.

kişiler arası

Kişiler Arası Terapinin Özellikleri

Bu terapi, Gerald L. Klerman ve ekibi tarafından depresyona girmememize yardımcı olan bir terapi yöntemi olarak geliştirildi. Fakat bu terapi yönteminin faydaları araştırıldıktan sonra, ekip, bu tarz bir terapinin bizi diğer sorunlara karşı daha güçlü ve daha dayanıklı hale getirdiği sonucuna vardı.

Bu terapinin gücü, hastanın duygusal bağlarını ve kişiler arası ilişkilerini gözden geçirmesinde yatıyor. Terapi, kişinin içinde yaşadığı sosyal bağlamı da önemsiyor.

IPT (kişiler arası terapi) depresyonu üç bileşen üzerinden kavramsallaştırır: semptomatoloji, sosyal işleyiş ve kişilik. Terapi bu kavramsallaştırmayı ilk iki bileşeni etkisi altına alma amacıyla gerçekleştirilir. Tedavisel yöntem dört adet kişiler arası probleme dayanır:

  • Kişiler arası çatışmalar: Bunlar ailevi, sosyal ya da iş ile ilişkili çatışmalar olabilirler. Bu çatışmalar iki ya da daha fazla bakış açısının çatışmasından kaynaklandığı için kaçınılmazdırlar. Bu çatışmalar inanılmaz huzursuzluğa sebep oluyorlarsa yalnızca terapide çözülebilirler. Kişiler arası terapi, bu sorunlara yaklaşmanın en iyi yoludur.
  • Rol değişimleri: Kişiler arası çekişmeler ya da rol mücadeleleri çatışmalardan dolayı ortaya çıkarlar. Durumdan etkilenen insanlar hayatlarındaki diğer önemli insanların sahip oldukları rollerden daha farklı davranışlar beklerler. Diğer bir deyişle, bir anne, baba ya da patrondan davranışsal olarak bekledikleri şeyler konusunda bir anlaşmazlık vardır.
  • Yas: Sevdiğimiz birini kaybetmekten duyduğumuz acı çok yoğunsa ya da gerekenden uzun sürmüşse, patolojik bir keder içinde olabiliriz. Kişiler arası terapi, duygularımız ve hissettiğimiz boşluk ile ilgili sağlıklı ve olumlu bir şekilde bize yardımcı olur.
  • Kişiler arası eksiklikler: Kişi yeterli sosyal destek ağına sahip olmazsa, bu durum bir sorun yaratabilir. Bunun sonucunda, yalnızlık hissi ve soyutlama görülür. Bu durumda, terapi kendi sosyal alanımızı bulmamıza ve diğer şeylerin yanı sıra sosyal yetilerimizi geliştirmemize yardımcı olur.

Biri kendini gösterdiğinde, kişinin “hayati bir kriz” yaşama riski olduğu için, bu değişkenler depresyon bağlamında oldukça önemlidir. Bu krizler, en yaygını depresyon olmak üzere pek çok psikolojik probleme yol açabilirler. Fakat bu tarz bir müdahale yalnızca depresyona karşı etkili değildir. Bahsedilen terapi, örneğin, yeme bozukluklarının tedavisinde de etkili bir yöntemdir.
beyinleri iç içe geçmiş kişiler

Çocukluk ve Ergenlikte Kişiler Arası Terapi

Uzmanlara göre, bu terapinin yetişkinlerdeki ve gençlerdeki depresyonu tedavi etmedeki etkisi benzerdir. Bu, sosyal ilişkileri yönetebilme yetisini ön plana çıkardığı için önemlidir. Benzer şekilde, ilişkilerimizden doğan duyguları yönetmemiz de eşit derecede önemlidir.

Sürekli değişen ve uyum sağlamamızı gerektiren bir sosyal çevrede yaşadığımızı unutmamalıyız. Sosyal problemlerimizle yüzleşmeyi ve duygularımızın sosyal durumlardan nasıl etkilendiğini öğrenmeliyiz. Bu demek oluyor ki; sorunlarımızla yüzleşme yetimizi geliştirmemiz gerekiyor. Depresyon kişisel ya da içsel bir sorun olmak zorunda değil, bağlamsal ya da ilişkisel bir problem de olabilir.