Kendinizle İlişkinizi Etkileyecek 7 Şey

· Ocak 23, 2019

Kendinizle ilişkinizi zedeleyebilecek birçok şey vardır. Sonuçta, herkes kendinin en iyi versiyonuna ulaşmaya çalışır. Fakat insanlar çelişkili ve çoğu zaman da karmaşık varlıklardır ve bu yüzden de kendi aleyhinde hareketlerde bulunabilirler.

Yetişkinlik çağınızda hayatınızdaki en önemli ilişki kendinizle olan ilişkinizdir. İstediklerinizi yapabilmek için yeterli bilgi ve deneyime sahip olmanız gerekmektedir. Bu, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, kendinizle ilişkinizi zedeleyen kararlar vermek için kullandığınız bir özgürlüktür.

Kimse bilinçli olarak bir içsel çatışma başlatmaz. Muhtemelen çoğu insan gibi elinizden geldiğince iyi hissetmeye çalışıyorsunuzdur. Ve eğer iyi hissederseniz, daha da iyi hissetmek istersiniz. Buradaki sorun, sizi bunu yapmaktan alıkoyan bilinç öncesi ya da bilinç dışı mekanizmalar olmasıdır.  Bu yazımızda bu mekanizmalar üzerine konuşacağız.

“İnsanlar genellikle onun veya bunun henüz kendini bulamadığını söyler. Ama kendi olma hali birinin bulduğu değil, yarattığı bir şeydir.”

– Thomas Szasz

1. Psikolojik Bağımlılık

Psikolojik bağımlılık kendinizle ilişkinizi zedeler. Bu, değersiz hissetme durumundan dolayı ortaya çıkar. Psikolojik olarak bağımlı olan insanlar, gerçekte durumun böyle olmadığının farkına varamadan, destek ve korumaya ihtiyaçları olduğuna inanırlar. Bu sebepten ötürü, özgürlükleri kısıtlanır.

Bazı durumlarda, bu tarz hisler beslemenin temel sebebi çok katı ebeveynlerin gözetiminde büyümüş olmaktır. Bu koşullarda yetişmiş kişiler, ebeveynleri fazla korumacı olduğu için, hiçbir zaman yapabileceklerini göstermek zorunda kalmamışlardır.
kendinizle ilişkinizi

2. Anda Yaşamamak Kendinizle İlişkinizi Etkiler

Anda yaşamamak kendinizi dünyadan uzaklaştırmanızın bir yoludur. Anda yaşanmayan şeylerin hepsi zihninizdeki hatıra ya da tahminlerden ibarettir.

Şimdi ve buraya odaklanmamanız kendinizle ilişkinizi zedeler. Bu, harekete geçememekten kaynaklanan bir alışkanlıktır. Çünkü geçmiş ve gelecek sadece zihninizin içinde var olur; hareketlerinizden çok, düşüncelerinize odaklanma eğiliminde olursunuz.

3. Aşırı Derecede Görev Bilinci

Gerçekte öyle olmayan birçok göreve “zorunlu” damgasını basıveririz. Çoğu durumda, “Zorundayım.” lafı yalnızca hayal dünyanızdaki bir sözden ibarettir. Bu yalnızca kendimizin seçtiği bir seçenektir ve derinlerde gerçekten bir zorunluluk göstermemektir.

Bu düşünce biçimi kendinizle ilişkinizi etkiler çünkü hepsi için gerekli kaynağınız olmamasına rağmen odaklanmanız gerekenden daha fazla şeye odaklanırsınız. Bu koşullar altında bir şeyi iyi yaptığınızı hissetmeniz zorlaşır. Örneğin; eğer bir görevin belli bir şekilde yapılması gerektiğini düşünüyorsanız ve o şekilde yapmazsanız bu sizi tatmin etmez.

bulutu bağlamış çeken kadın

4. Suçu Üstlenme

Bu, yapmadığınız bir şeyin sorumluluğunu üstlenmek ya da yutabileceğinizden büyük lokma ısırmaktır. Bariz bir şekilde kendinizle ilişkinizi etkiler. Sonunda hareketlerinizi, düşüncelerinizi ve hatta arzularınızı yargılarsınız.

Hayatta başaramayacağınız birçok şey vardır. Bu sizi zayıf yapmaz, yalnızca insan yapar. Her şeyin sorumluluğunu üstlenmenize gerek yok. Eğer hata yaparsanız, bunu telafi etmeye çalışın. Daha sonra da hayatınıza devam edin.

5. Şansa İnanma

Şansa inanmak ya da şansın etkisini olduğundan fazla göstermek sizi daha da pasif bir hale getirir. Aynı zamanda, batıl inançlarınız olmasına ve kaynaklarınızı gerçeklere değil farazi düşüncelere göre şekillendirmenize sebep olur.

Şans hayatta önemli bir kavram olabilir, fakat bu hayatlarımızın hali hazırda yazılmış olduğu anlamına gelmez. Ayrıca ne olacağını seçemeyeceğimiz ya da kendi kaderimize karar veremeyeceğimiz anlamına da gelmez.

6. Ön Yargılı Olma

Ön yargı, kognitif kapasitemizi düşüren basit bir gerçeklikte (pek de zorlayıcı olmayan) hayatımızı sürdürmemize sebep olur. Ön yargı insanları ya da başka şeyleri genellemektir. Ön yargılı olmak kendinizle ilişkinizi zedeler çünkü bakış açınızı daraltıp sizi ileri gitmekten alıkoyar. Bu da mantıksız bir korkuya ve etrafınızda barındırdığınız insanların kalitesini sınırlamanıza yol açar.

7. Adalet Takıntısı

Adalet hepimizin istediği bir şeydir. Sorun şudur ki; adalet her zaman subjektif olmaz. Biri için adil olan diğeri için adil olmayabilir.

Sıklıkla “iyiliği”, “adaletle” karıştırdığımızı da bahsetmeden geçmeyelim, ki her zaman mesele bu değildir. Adalete olan ilgi takıntıya dönüştüğü zaman sizi ilgilendirmeyen şeyleri yargılamaya başlarsınız.

Yukarıda bahsettiğimiz her şey kendinizle olan ilişkinize zarar verir ve kendi yararınıza ilerleyeceğiniz yolda engeller olarak karşınıza çıkar. Tüm bunların iyi yanı, her şeyi tersine çevirmenin ve daha yapıcı bir bakış açısıyla yolunuzu inşa etmenin zor olmamasıdır.