Kalıtsal Stres - Moleküler Ayak İzleri

28 Eylül, 2020
Stresin DNA'nızı torunlarınızın belirli hastalıklara açık hale gelmesine sebep olabilecek kadar değiştirebileceğini biliyor muydunuz? Bu, stresin moleküler ayak izi olarak adlandırılıyor.

Epigenetik, çevresel ve kalıtsal faktörlerin genomda yarattığı değişiklikleri inceleyen bir disiplin. Bu disiplin sayesinde dünya, bazı yaşamsal deneyimlerin insanın genetik kodunda değişimlere sebep olduğunun artık farkında. Stresin moleküler ayak izi, yani kalıtsal stres de, şu anda üzerinde çalışılan faktörlerden biri. Bu durumun ortaya çıkmasının nedeni, stresin insanları belirli hastalıklara yatkın hale getiren bazı kodları değiştirmesi.

Stres, vücudu alarm moduna geçiren ve temel anlamda adapte edici bir role sahip olmasına rağmen, sağlığa çok zararlı olabilecek fiziksel ve zihinsel bir gerginlik durumu. İnsanlar strese girdiğinde adrenalin ve kortizol seviyeleri artıyor. Bağışıklık sistemi, sindirim sistemi ve diğer gelişme süreçlerinin tepkilerini değiştiren ise strese aşırı maruz kalma durumu.

Bu nedenle, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar, bu değişikliklerin bir şekilde genetik bilginin parçası olup olmadığını araştırıyorlar. Belki de bu değişiklikler, insanların çocukları ve gelecek nesilleri tarafından miras olarak da alınıyor.

“Olması gerekenler konusunda stres yapmayın, bir şey olması gerekseydi, zaten olurdu.”

– Anonim

Gerginlikten uzak durulmalı

Stresin moleküler ayak izi – kalıtsal stres

Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesinden bir ekip, stresin moleküler ayak izlerini araştırmak için bir nesil üzerinden yola çıkarak neler olduğunu inceledi. Buldukları şey, hem çocukların hem de torunların, büyüklerinin yaşadıkları stresle ilgili semptomlar gösterdikleriydi.

Benzer şekilde, travma sonrası stresin özellikle hamile kadınlarda ve çocuklarında etkisini araştırdılar. Bu açıdan da, gebelikte maruz kalınan herhangi bir şiddet durumu, bebeklerin DNA’sında farklı bir genomik aktiviteye neden oluyor gibi görünüyor. Buna metilasyon deniyor ve bazı genetik kodları açıp kapatarak çevreye tepki veren genomlardan oluşuyor.

Bu süreç, çevreye uyumu kolaylaştıran evrimsel bir mekanizma. Bu nedenle, ard arda gelen değişikliklerin genetik bilgisi, yapı tarafından uyarlanabilir bir yanıt üretilecek bir durum olarak yorumlanabiliyor. Hatta, böyle bir altyapı, korku dolu veya saldırgan çocukların yetişmesine yol açabiliyor.

Genetik miras

Genlerin ve çevrenin çift yönlü bir şekilde etkileşime girdiği iyi bilinen bir gerçek. Böylelikle, bir genetik faktör çevresel olumsuzluklara karşı koruma sağlayabilirken, çevresel bir faktör hastalığa yatkın olan bir genetik özelliği tetikleyebiliyor.

Yukarıda da anlattığımız gibi, araştırma, stresin genomun işleyişini değiştirebileceğini ve hatta onu nesilden nesle aktarabileceğini buldu. Stresin genom aracılığıyla etkileyebileceği yönler arasında uzun ömür ve kardiyovasküler hastalık riskleri var.

Stres kalıtsal hale gelmesin, rahat yaşayın

Uzun ömür

Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Scripps Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen bir araştırma, strese verilen yanıtı ve ruh hali üzerindeki etkilerini değiştirebilen bir dizi gen tanımladı.

Başka bir deyişle, daha önce önemli stres veya duygudurum bozuklukları yaşayan kişilerin ANK3 geninin baskınlık seviyelerinde bir değişiklik gösterdiğini buldular. Bu, erken yaşlanma ve ömrün de kısalması ile de doğrudan ilgili bir durum.

Kalıtsal stres ve kardiyovasküler hastalıklar

Duke Üniversitesi liderliğindeki bir başka çalışma, kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olarak genlerin çevre ile etkileşimini analiz etti. Bu çalışmada, stres taşıyıcıların kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra diyabet ve obeziteden muzdarip olma eğilimini artıran genetik bir varyant da belirlediler.

İlginç bir şekilde, stresin bu tıbbi durumlarla doğrudan ilgili olmasının yanı sıra, bu çalışmaya göre, bu yatkınlık genetik olabilir. Spesifik olarak, EBF1 geninde spesifik polimorfizmlere sahip olanlar daha yüksek risk altında oluyorlar. Bunun nedeni, bu genin bağışıklık sisteminin gelişiminde temel bir rol oynaması.

Kısacası, stresin moleküler parmak izi yalnızca gelecekteki hastalık riskini belirlemekle kalmaz, aynı zamanda nesilden nesile aktarılabilir ve torunlarınızın duyarlılığını da etkileyebilir. Bu nedenle ve kısa vadeli etkilerini hafifletmek için stresi yönetmenize yardımcı olabilecek araçları bilmeli ve içselleştirmelisiniz.