Kalbim Başka Yere Hayatım Başka Yere Gidiyor

18 Kasım, 2017

Herkes kalbine biraz kulak vermelidir. Ancak dürüst olmak gerekirse, kimse günün her saatini tamamen tutarlı bir şekilde yaşayamaz. Hepimizin çelişkileri var, birini hem sevip hem de ondan nefret edebiliyoruz, hem cesur hem de bir korkak gibi sorunlarımızdan kaçıyoruz,  iyiyiz fakat aynı zamanda kendimize, çevremize ve başkalarına zarar veriyoruz. Ancak, bu çelişkilerle başa çıkmaya çalışırken, az ya da çok tutarlı bir yaşam biçimi belliyoruz.

Bazı insanlar için bir tutarlılık temeli oluşturmak kolay değildir. Sanki yaşamak istemiyorlar gibi yaşıyorlar. Çalışmak istemiyorlar gibi çalışıyorlar. Sevmek istemiyorlar gibi seviyorlar. Bu gibi durumlarda, yüreklerinde yatan hisler ile, gerçekte yaptıkları arasında büyük bir ayrım vardır. Sanki ödünç bir hayat yaşıyorlarmış gibi.

“Tacım kalbimdedir, aklımda değil.”

– William Shakespeare

Bunun gibi birçok durum vardır. Eşlerini gerçekten sevmeyen, ancak her şeye rağmen onlarla olan ilişkisini sürdürmeye çalışan insanlar. Bütün gün deli gibi çalışan insanlar, umutsuzca eve dönecekleri zamanı beklerler. Nefret ettikleri bir mesleği seçen insanlar… Ya da çevrelerindeki herkese iltifatlar yağdıran ama asılında hepsinin yıkılıp gitmesini isteyen insanlar…

Elbette, takip ettiğimiz yaşam yolunu reddettiğim günler veya aşamalar yaşarız hepimiz. Bazı koşullar altında, çalışma isteğini kaybeder, eşlerimizden uzak durur ve çevremizde olan biten her şey bize rahatsızlık verir. Ancak, tüm kalbiniz ile hayatınıza gerçekten bağlı olduğunuz zaman, bu deneyimler kısa sürede ve kolaylıkla geçer gider.

Kalbiniz hayatınıza bağlı olmadığında

Tabii ki, hayatını en içten samimi duyguları ile, kalpten yaşayamayan insanlar, kendileri dışında her şeyi suçlama eğilimi içerisinde olabilir. Eğer bir çalışan, iş yerinden mutlu olmayıp da, orada çalışmaya devam ederse, bunu yapmak zorunda olduğunu geçim derdine ve yeni bir iş bulmanın zorluğuna bağlayacaktır. Bununla birlikte, yeni bir iş aramak ya da en azından o kadar çok nefret ettiği işinden ayrılmak gibi herhangi bir girişimde de bulunmaz bu birey.

sırtı dönük kadın pencereye bakıyor

Bu durum romantik ilişkilerimizde daha da yaygındır. Muhtemelen eşinden şikayet eden birini illaki tanıyorsunuzdur. Ama bu şikayet etme durumu yıllar boyu devam edecektir. Eğer o kişiye eşinden ayrılmasını söylerseniz, bahaneleri olarak çocukları, ev kredisini ya da dini inançları öne sürerler.

Bu noktada herkesin soracağı soru şudur: Eğer durumun üstesinden gelmek mümkün değilse, neden duruma göre uyum sağlayacak bir yol bulunmuyor? Ve eğer üstesinden gelmek mümkünse, neden sözüm ona bu işkenceyi sona erdirmek için bir şey yapılmaz?

Bu gibi durumlarda, kalp bir yönde giderken ve hayat başka bir yöne gidiyor. Kişi acı çeker, kendini içinden çıkamayacağını düşündüğü bir sarmalda hisseder ve bu yüzden düştüğü yerden kalkamaz. Veya sadece yaşadıklarının hayatın ta kendisi olduklarını düşünüp, bunu kabul eder ya da bu durumu değiştirmek için herhangi bir değişiklik yapamayacağını düşünür. Sonuçta, farkında olamadıkları, bir güç tarafından yönetiliyorlar.

Bilinçsiz talepler

Hemen hemen hepimiz, eylemlerimizin arkasındaki nedenlerin tamamen net olduğuna inanıyoruz, fakat neden yaptığımız sorulduğunda, çoğunlukla belirsiz cevaplar veriyoruz. Gerçekte ise insan zihni, bundan çok daha karmaşıktır. Yaptığımız şeylerin arkasındaki en derin, en gerçekçi nedenler de dahil olmak üzere, kendimiz hakkında bilmediğimiz çok şey var gibi görünüyor.

karahindiba

Doğduğumuz günden bu yana, başkalarının iradesine göre yaşamaya çalıştık. Aileler, bizim istikbalimiz için güvenli bir gelecek inşa etmeye çalışırken, bu geleceğe kendi bilinç altlarında yatan beklentilerini ve arzularını da yerleştirdiler.

Örneğin, depresyonda olan bir anne, vermek zorunda olduğu sevgiyi gösterebilir; ancak gerçekleşen her bir olayın üzerinde belli belirsiz bir gri bulut bırakabilir. Ailesine uzak duran bir baba, kendince eşini ve çocuklarını sevebilir ancak aynı zamanda her zaman yanlarında olamayacak olan,  derslerinden iyi notlar alarak ya da ilgi çekmek için olur olmadık sorun çıkaran bir çocuğun hayalet gibi gezinen bir babası olup çıkabilir.

Eğer kalbiniz bir yönde, hayatınız ise bambaşka bir yönde gidiyorsa, bu durum, bilinçli ve bilinçsiz arzularınız arasında bir çelişki olduğu anlamına gelir. Muhtemelen bir başkasının istediği şekilde yaşıyorsunuz. Bu kişi muhtemelen, anne ya da babanız veya çocukluğunuzdan kalan ve sizin için  önemli olan birisidir.

Bu insanları da memnun etmek istiyorsunuz, ama aslında, aklınızın bir köşesinde, eylemlerinizin bir başkasının isteği tarafından motive edildiğini de biliyorsunuzdur. Ancak içinizdeki bir şey, isyan etmenizi ve kendi arzularınıza göre tasarlanmış, gerçek bir yaşam tarzını talep etmenizi engelliyor. Bu durum çocukluktan kalan, bilinçaltında yer alan sevdiği insanı kaybetme korkusunun dışa vurulmuş halidir.

kadının kalbinden orman çıkıyor

Hepimizin içinde, ebeveynlerinin sevgisine, dikkatine, ilgi ve alakasına düşkün, bağımlı ve savunmasız bir çocuk vardır. Bazı insanlar ise, dış kaynaklardan uzak, bireysel bir hayat yaşamak zorunda oldukları kaynakları tanımayı tercih ederler.

Bununla birlikte, başkaları, annesinin ya da babasının çözülmemiş bir sorununun etrafında gezinmeye devam ediyor. Büyüyorlar, çalışıyorlar, kazanıyorlar, doktor hatta başbakan oluyorlar ama kendileri olamıyorlar.