Hiç Mesih Tuzağına Düştünüz Mü?

06 Ağustos, 2018
 

Eğer bir kişi bir başkasıyla ileri derecede yakınlık kurmak isterse Mesih Tuzağına düşme riskine girer. Mesih Tuzağı, başkalarını sevip yardım ederken kendini sevmeyi ve kendine yardım etmeyi unutmak anlamına gelir.

Mesih Tuzağı özellikle başkalarının acı çekmesiyle ilgilenen ve “Ben başaramazsam kimse başaramaz” ilkesine inanan kişilerde görülür. Eğer sadece başka insanların bakış açılarını, isteklerini ve duygularını düşünürsek hayatımızda dengeyi yakalayamayız.

Bu bakış açısını göz önünde bulundurduğumuzda kendimizi başkalarının yerine koyup buna göre hareket etmemeliyiz. Empati başkalarını anlamak için gereklidir ancak kendimizi kaptırdığımızda da çok tehlikeli olabilir.

Başkalarının ihtiyaçlarının kendininkilerden önce geldiğini düşünenler başkalarının onlar adına karar vermesine de göz yumar. Fakat sorun şu ki benlik kaygısı eksikliği başkaları tarafından tamamlanamaz. Başka birinin bu boşluğu doldurması çok zordur.

birine yardım eden insan

Başkalarını düşünmekten kendini unutmak

Mesih tuzağına düşmüş kişiler için ilgilenmek bir sevgi gösterme biçimidir. Kimse onları başkalarıyla ilgilenmeleri için suçlamaz. İlgiye ve desteğe ihtiyacı olanlarla çok iyi anlaşırlar ve bu dengesiz ve bağımlı ilişkilerle sonuçlanır.

 

Başkalarına yardım etmekten kendi hayatımız ilgilendiğimiz son şey haline geldiğinde gerçek bir iç çatışma ile karşı karşıya kalırız. Bu durum kafa karışıklığı, sürekli stres altında hissetme ve bazı durumlarda depresyonla bile sonuçlanabilir.

Buna engel olabilmek için herkesin ihtiyacının kendisi tarafından karşılanması gerektiğini hatırlayın. İmkânımız olduğu durumlarda başkalarına yardım etmenin hiçbir kötü yanı yoktur ancak en nihayetinde herkes kendinden sorumludur. Eğer başkalarına gerçek bir destek sunabilmek istiyorsak önce kendi başımızın çaresine bakmamız gerekir. Aksi halde başkalarına faydalı olabilmek için yeteri kadar güçlü olamayız.

Kendimizi ikinci plana attığımız her zaman suç veya pişmanlık duygularına boğuluruz. Bizi başkalarının ihtiyaçları ile bu kadar ilgilenmeye iten şey nedir? Sevgi, reddedilme korkusu, tanınma isteği yoksa suçluluk duygusu mu?

Bu davranışlar korku, suçluluk duygusu ya da tanınma isteğinden bağımsız olarak başkaları ile ilgilendiğimizde gelişir. Bu sebeple “Mesih Tuzağına” düşer ve bu yüzden inciniriz.

camdan bakan kadın

Mesih Tuzağı ile alakalı Budist Öğretisi

 

Budizmin var olan her şeye karşı sevgi ve şefkat duyma ilkeleri ile hareket eden bir lama kutsal yolculuğu sırasında aç, yaralı ve zayıflıktan hareket edemeyen bir aslanla karşılaşır. Etrafı zayıf bedeninden süt içmeye çalışan aslan yavruları ile doludur. Lama dişi aslanın çektiği acıyı, yardıma olan ihtiyacını ve acizliğini kendi içinde hissetmiştir. Dişi aslanın yanına uzanıp hayatını kurtarmak için kendi bedenini parçalamasına izin vermiştir.

Bu Budist hikayesi başkalarını duyduğu acıya ileri derecede ortak olmanın tehlikeli sonuçlarını anlatır. Kendini adamış fakat yaralanmış bir biçimde içindeki tüm sevgiyi vermek ve kendine hiçbir şey bırakmamak kişide sebebi anlaşılmayan bir boşluk hissi uyandırır.

“Sadece kendi benliğinin derinliklerine motive olmuş bir kişi hiçbir tereddütte ve mecburiyette kalmadan yardım eden kişiye karşılık verecektir.”

– Eraldo Banovac