Hayattaki İtici Güç Hislerdir

Şubat 2, 2020
Kararlarınız, ilişkileriniz ve hatta düşünceleriniz... Her gün yaptığınız şeylerin önemli bir kısmı, duygularınız tarafından kontrol edilir. Sizin için itici güç duygularınızdır. Bu nedenle duygularınızın size anlatmaya çalıştığı şeyleri nasıl yorumlayacağınızı bilmek ve işinize yarar şekilde kullanmak önemlidir.

Günün sonunda insan, düşünmeyi yalnızca yüz bin yıl önce öğrenmiş, duygusal bir canlıdır. Bugün hala, duygularınızın gücü, herhangi bir bilinçli düşüncenizden genellikle önce gelir. Duygularınızın gücü en başından beri insanın hayatta kalmasını sağlayan süreçler kümesi olarak itici güç rolündeydi.

Bu fikri hazmetmek çok kolay olmayabilir. Çünkü çok sayıda insan eylemlerinin ve kararlarının üzerinde %100 kontrol sahibi olduğunu düşünmek ister. Yine de duyguların güçlü evreni, siz farkında olmasanız da davranışlarınızın büyük bir kısmını yönlendirir.

Şimdi bunun üzerine bir saniye düşünelim. Sabah belli bir ruh halinde uyanırsınız. Bazen motivasyonunuz yüksek olabilirken bazen de enerji seviyeniz çok düşük olur. Duygularınız neyse, tüm gününüzü etkiler.

Büyük ya da küçük attığınız her adımda itici güç, duygularınızın filtresinden geçer. Kararlarımızı gerçekler üzerinden rasyonelleştirmeye çalışsak da, duygular asıl itici güçtür ve iz bırakır. Öte yandan, sosyal ve duygusal ilişkilerimize ek olarak satın aldığımız şeylerin duygularımız tarafından güdülendiğini de inkar edemeyiz.

Duyguların üstünlüğü, nüfuz etmesi ve karmaşıklığı yaptığınız her şeyi ve çevrenizdekilerle kurduğunuz ilişkiyi etkiler. Bu inkar edilemez bir gerçektir.

“Duygularımın merhametine kalmak istemiyorum. Onları kullanmak, onlardan zevk almak ve onlara hükmetmek istiyorum.”

– Oscar Wilde, Dorian Gray’in Portresi

beyin ve kalp itici güç

Hisleriniz yaptığınız her şeyin arkasındaki itici güçtür

Duygularınızın kontrolünü ele almak, neredeyse tüm kişisel gelişim kitaplarının ortak fikridir. Kitaplar (ve insanların geneli) sık sık “yönet” ve “kontrol et” gibi şeyler söyler. Bunları gördüğünüz zaman, düşüncelerin bir araba ya da bir hesap gibi idare edilmesi kolay şeyler olduğunu düşünebilirsiniz.

Bu gerçekten bu kadar kolay olsa bile, neyle baş ettiğinizi anlamıyorsanız onu yine idare ya da kontrol edemezsiniz. Bu amaçla, bu konuya ışık tutmak için nörolog Antonio Damasio Spinoza’yı Ararken ve The Strange Order of Thingsadlı kitapları yazmıştır.

Hisleriniz hayatta kalmanızı ve iyi olmanızı sağlar

Bir his, temelde, bir uyarıya geliştirilen kimyasal ve sinirsel yanıttır. Bir tür aksiyon almanızı gerektiren bir uyarıcıya beyninizin cevabıdır. Örneğin, yılan gördüğünüz zaman, tehlikeli olduğunu bilirsiniz ve bu yüzden “düşünmek için durup vakit kaybetmeden” ondan uzaklaşırsınız. Bu, tek bir amaç için vücudunuzda bazı değişimleri tetikleyen içsel bir kimyasal yanıttır, o amaç da uygun davranışsal yanıtı sergilemenize yardım etmektir.

Bu duygusal gücün amacı, çevrenizde olan bitene karşı tepki vermenize yardımcı olmaktır. Hayatta kalmanızı garanti eder ve homeostaziye geri dönmenize yardım eder – bir başka deyişle, denge ve refah haline. Bununla birlikte pek çok kişi duygusal problemler yaşar çünkü hislerinin onlara anlattığını anlayamaz.

Korku, üzüntü, sinir, hayal kırıklığı… Bu duyguların çoğunu “negatif” olarak adlandırsak da onlar belli bir amaca hizmet eder.Sizi bir şeylerin ters gittiği ve bir tepki vermeniz gerektiği konusunda uyarır. Öte yandan duygularınızı orada, benliğinizin en derin kuytu köşelerinde bırakıp dengenizi ve refahınızı bozmalarına izin vermek oldukça kolaydır.

sakallı üzgün adam

Duygular, hisler ve düşünceler

Hisler her zaman duygulardan önce gelir ve çoğu zaman düşüncelerinizin bile üstündedir. Damasio’nun Spinoza’yı Ararken kitabı ve Francisco Mora’nın How the Brain Workskitabında yazarlar duygularla hisler arasındaki farkı anlamanın öneminden bahseder. Onlara göre hisler vücuttan gelir, duygularsa zihinden.

İlk hissettiğiniz şey histir. His, size olan herhangi bir şeye verilen ilk tepkidir. Bu değişimlerin vücudunuzda tetiklediği zihinsel deneyim ise, duygularınızı şekillendirir. Duygular, motive edici güç olabileceği gibi ayak bağı da olabilir.

İnsan evriminin son aşamasında, hislerimizi daha iyi anlamayı ve kontrol etmeyi öğrenmişizdir. Frontal ve prefrontal lobların gelişimi, insanların duyguları ve hislerinin farkında olmasını sağlamıştır. Daha incelikli, yaratıcı, mantıklı ve güçlü davranışlar geliştirmeye olanak tanımıştır.

Sonuçta hisler ve düşünceleri ayıramayacağınızı unutmamak gerekir. Sizi hayatta ileri götüren itici güç, hislerin ve düşüncelerin birlikte sağladığı bir şeydir. Düşünceleriniz tarafından kontrol edilen hisler, yenilikçi ve pozitif davranışlar ortaya çıkarır.

Duygularınız düşmanınız değil, dostunuz olmalıdır

Hislerin hayattaki itici güç olduğunu inkar edemeyiz. Davranışlarınızın çoğunu bilgilendiren de onlardır. Benzer şekilde size umut veren ve düşüncelerinizle örtüşünce size yeniden hayat veren şey duygularınızdır. Bu nedenle duyguların ne olduğunu bilmenin yanında onları nasıl idare edeceğinizi, işinize yarar şekilde kullanabileceğinizi ve onlara nasıl bağlanacağınızı bilmek de önemlidir.

Bu kolay bir iş değildir. Zaman ve öz farkındalık gerektirir. İçsel benliğinize bağlanmanız ve düzgün yanıt vermeniz gerekir. Daniel Goleman’ın güzel bir şekilde ifade ettiği gibi, insanların iki aklı vardır: Biri düşünür ve biri hisseder. Mutluluk ve gerçek refah, düşünen ve hisseden aklınız birlikte çalıştığı zaman yakalanır.

  • Damasio, Antonio (2005) En busca de Spinoza. Madrid: Crítica
  • Mora, Francisco (2005)Cómo funciona el cerebro. Madrid: Alianza Editorial