George Wilhelm Frederick Hegel: İdealist Bir Filozof

Mart 26, 2019
Hegel'İn ölümünden sonra takipçileri iki zıt kutba ayrıldı: sağ görüşlü Hegelciler ve Karl Marx gibi sol görüşlü Hegelciler.

Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Batı Avrupa ve 19. yüzyıl Rusya’sında felsefi düşüncede bir milat belirledi. Plato, Descartes ve Kant’ın sadık bir hayranıydı. Hegel, Alman idealizminin geliştirilmesine yardımcı oldu. Aslında, bilincin evrimi teorisinde bir atılım yarattı.

Çoğu insan Hegel okumanın hiç de kolay olmadığını bilir. En ünlü kitabı, Ruhun Fenomenolojisi (1807), diyalektik olarak bildiğimiz, yoğun fakat belirleyici entelektüel mirasının bir örneğidir.

Birçok kişinin Hegel’in tezlerinin radikal olduğuna ve Alman milliyetçiliğine ilham verdiğine inandığını not etmeliyiz. Örneğin, Adolf Hitler, Hegelci felsefeyi savunuyordu çünkü “gerçek Hristiyanlığın vücut bulmuş hâli olarak yalnızca Germanik dünya gerçek özgülüğü temsil ediyor” gibi ifadelerinin doğru olduğunu düşünüyordu.

“Eğitim, insanı etik kılma sanatıdır.”

– Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Ancak Hegel bundan çok daha fazlasıydı. Düşünceleri, binlerce teorik ve felsefi reaksiyonu başlatan bir ateş olmuştu. Marksist materyalizme ilham verdi ve Søren Kierkegaard’ın varoluşçuluğunun , Friedrich Nietzsche’nin metafiziksel kavramlarının ve hatta Theodor W. Adorno’nun negatif diyalektiğinin temellerini sağladı.

Esasen, Hegel’in felsefesi bizi kendimizle dünya arasında pek fazla engel bulunmadığını düşünmeye davet etmiştir. Kendi gerçeğimizin yaratıcısı olduğumuzu ifade etmek istedi. Ek olarak, tarihin ve kendi düşüncelerimizin çözümlerle çelişkiler arasındaki sürekli hareketten nasıl kaynaklandığını açıklamak için diyalektik kavramını getirmiştir.

Hegel portresi

Filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Georg Wilhelm Friedrich Hegel 27 Ağustos 1770’de Stuttgart’ta protestan bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Filozof Friedrich von Schelling ve şair Friedrich Hölderlin gibi önemli insanlarla arkadaştı. Ayrıca Immanuel Kant’ın hevesli bir hayranıydı.

Tübingen Üniversitesi’nde felsefe ve teoloji okudu. Babasının ölümünden sonra, 1801 yılında “Gezegenlerin Yörüngeleri Üzerine Felsefi Tez” adlı tezi sunulduktan kısa bir süre sonra kendisini tamamen akademik dünyaya adamasına olanak veren bir miras aldı. Kısa bir süre sonra, profesör oldu. Böylece, matematik, mantık ve hukuk gibi konularda bilgisini genişletti.

“Bir kişi, yalnızca büyük hedefleri gerçekleştirerek güçlü karakterini ortaya koyar.”

– Georg Wilhelm Friedrich Hegel

1807 yılında, bilinç duygusu, algı ve bilgi gibi konuları ele aldığı Ruhun Fenomenolojisi’ni yayımladı. Bu çalışmada, kendisi için gerçek olan tek şeyi vurguladı: mantık. Bu kitabı yayınladıktan kısa bir süre sonra, Heidelberg ve Berlin’deki üniversitelerde ders vermek için davet edildi.

Başarı ve kolera

Dersleri Avrupa çapında ün kazandı. Öğrencileri neredeyse her şeyi açıklayabildiğini söylüyordu. Ayrıca onu Platon’la karşılaştırdılar.

Hukuk felsefesi ve devlet sistemi ile ilgili yaptığı analizler, birçok kişiyi farklı yaklaşım ve teorileri hakkında bilgi edinmeye teşvik etti. Zamanın kültürel elitleri ve politikacıları onu, kendisinden çok şey öğrenebilecekleri ve ilham alabilecekleri bir insan olarak görüyorlardı.

Friedrich Hegel 14 Kasım 1831’de koleradan öldü.

Hegel ve felsefesi

Her şeyden önce Hegel, tarihi felsefeye dahil etmesiyle tanınmıştır. O zamana kadar felsefi söylemler, önemli olayları düşünmeden doğruluk hissine ulaşmak isteyen bir boşluk ve entelekiden başlıyordu.

Aslında, Fransız Devrimi ve hâkim zihniyetin değişmesi gibi olaylar, Hegel’e en çok ilham veren şeylerden bazılarıydı. Şimdi gelin, felsefi mirasının en önemli kavramlarına bir göz atalım.

başı bulutlu adam

İdealizm

Hegel’i Alman idealizminin özü olarak tanımlamak oldukça yaygındır. Peki bu gerçekten ne anlama geliyor?

İdealizm, aşağıdakileri savunan felsefi bir teoridir:

  • Fikirler hayatidir ve bağımsız olarak var olabilir.
  • İnsanla algılamasa ve farkında olmasaydı, bizi çevreleyen şeyler var olmazdı.
  • Hegel’e göre dünya güzel bir yerdir. Metafiziksel olarak mükemmeldir çünkü güzelliğin kendisi mantığı sembolize eder.

“Bir fikir her zaman bir genellemedir ve genelleme düşünceye özgüdür. Genellemek, düşünmek anlamına gelir.”

– Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Aynı şekilde, mutluluğun yaşamdaki ana hedef olmaması gerektiğine de inanıyordu. Onun için en önemli şeyler bilgi ve akıldı.

Diyalektik

Hegel aklı diyalektik bir süreç olarak tanımlar. Kişi bir gerçeği doğrulayabilir ve daha sonra bu çelişkiyi yenmek için reddedebilir. Dolayısıyla, diyalektik hareketin şu adımları içerdiğine inanıyordu:

  • Tez: Bir fikrin doğrulanması.
  • Antitez: Tezin olumsuzlanması.
  • Sentez: Çelişkinin aşılması.

Özgürlük

Hegel, gerçek özgürlüğün çok özel bir çerçeveden başlaması gerektiğine inanıyordu: Devletin kendisi. Devlet, bir bireyin eksiksiz hissetmesine izin vermelidir. Buna karşılık, bu onların gerçek bir onur duygusu edinmelerini sağlayacaktır. Bu nedenle, insanlar “teslim olmak” için yasal bir çerçeveye ihtiyaç duyarlar.

Bu Hegel düzeninde bireyler söz konusu özgün özgürlüğü Hristiyanlıkla elde edebiliyorlar.

“Özgür olmak hiçbir şeydir, özgürleşmek her şeydir.”

– Georg WilhelmFriedrich Hegel

Mantık

Hegel’in en ünlü tezi çelişkidir. Bu prensibe göre, bir şey aynı anda hem var hem yoktur.

Bunun anlamı hepimizin değişiyor olmasıdır. Hepimiz kendi canlılığımızın sonucu olarak bir durumdan diğer bir gerçekliğe geçiyoruz. Kısacası, yaşam kendi içinde sürekli bir çelişkidir.

Hegel felsefesi

Estetik

Hegel, doğal güzellik ile sanatsal güzellik arasında ilginç bir ayrım yapmıştır. İlki, özgünlüğü ve özgürlüğü nedeniyle enfes bir güzellik türünü ifade eder. Temel olarak eşyanın doğal ruhunu temsil eder. İkincisi ruhumuzu oluşturur ve bilgi edinmek için estetik araştırmalar yapmamızı sağlar.

Georg Wilhelm Friedrich Hegel, tüm zamanların en dikkat çekici filozoflarından biridir. Birçok insan ona hayran olsa da, çalışmalarını oldukça rahatsız edici bulanlar da var. Belki de bazıları, Alman devleti / idealizmi ya da Avrupa merkezciliği kavramı nedeniyle düşüncelerine katılmıyorlar.

Son olarak, karmaşık olduğu için çalışmalarını okumak konusunda tereddüt edenler var.

Bununla birlikte, onun fikirleri Avrupa’da önemli bir ana işaret etmiştir. Pek çok kişi, Ruhun Fenomenolojisi adlı kitabının mutlaka okunması gerektiğini düşünüyor.

“Dünyada tutku olmaksızın gerçekleştirilmiş hiç bir büyük şey yoktur.”

– Georg Wilhelm Friedrich Hegel