Engelli İnsanlar ve Daha Katılımcı Bir Gelecek

Mart 13, 2020
Engelli bir insanın onda merhamet göstermemize ihtiyacı yoktur. Tek ihtiyaç duyduğu şey, kabul edilmek ve benimsenmektedir. Bu insanların toplumdan beklentileri, gündelik aktivitelerini yerine getirebilmek için gerekli olan kaynakların yaratılması, kendilerini daha yetkin hissetmeleri, eşitlik ve mutluluk içerisinde hayatı tam olarak yaşayabilme imkanına kavuşmalarıdır.

Günümüz toplumu içinde en büyük “azınlık” grubunu engelli olarak tabir edilen insanlar oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık olarak % 15’inin günlük yaşantılarını normal bir biçimde sürdürmelerini engelleyen belirli bir engeli bulunmaktadır.

Bu büyük insan kitlesi söz konusu olduğunda, her şeyden önce toplumun onları algılama biçiminin değişmesi gerekmektedir. Bu insanlar, kendilerine daha katılımcı ve benimseyen bir gelecek oluşturabilmeleri adına daha gerçek bir vizyon ve bakış açısına ihtiyaçları bulunmaktadır.

Toplumun bu önemli kesimi hakkında konuşulurken ağızlardan “engelli” ya da “özürlü” gibi kelimelerin hemen döküldüğüne şahit oluruz. İnsanlar hakkında konuşurken kullanılan kelimelerin son derece önemli olduğunu asla unutmamak gerekir. Çünkü kullandığımız dil, kişilere ve eylemlere görünürlük kazandıran ve etrafımızdaki gerçek olayları tanımlayan çok önemli bir araçtır.

Çevremizdeki insanlarla konuşurken genellikle engelleri bulunan kişilerden bahsetmeyi tercih ederiz. Böyle davranarak olası olumsuz algılamalardan da kendimizi uzak tutmak isteriz.

Bu tür tanımlamalar aslında toplumsal gerçeklikler ve bu gerçeklikler sonucu oluşan anlayışa uyumlu bir sonuç niteliği taşımaktadır. Çünkü bu tür sıfatlar kullanarak bir grup insanı sahip oldukları belirli bir problem nedeniyle engelli ya da limitli fonksiyonlar ile yaşamak zorunda kalan kişiler olarak kategorize ederiz.

Ancak sunulan teknik destekler ya da diğer ürünler sayesinde bu tür sorunlar yaşayan insanların engelleri artık eskisi kadar çok sayıda değildir. Ancak bazen bu tür engellere sahip insanların, nasıl davranmasını bilmeyen ve kendisini düzenlememiş toplumlar içerisinde yaşadıklarını da gözardı etmemek gerekir. Ayrıca benimseyici ve kapsayıcı olmayı henüz öğrenememiş bir toplum içinde yaşamanın getirdiği sorunları da dikkate almak önemli bir ihtiyaçtır.

“Hayattaki tek engel olumsuz davranışlardır.”

– Scott Hamilton

Fiziksel engelleri bulunan insanlar

Engelliler: Farklı Değil, Özel İhtiyaçları Bulunan İnsanlar

Her yıl 3 Aralık günü Uluslararası Engelliler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu özel gün, engelli insanların daha iyi şartlar altında yaşaması ve haklarının daha iyi tanıtılıp desteklenmesi için bir fırsat olarak görülmektedir. Bu tür hassas durumda olan her erkek, her kadın ve her çocuk için yeterli kaynak ve desteğin sağlanması tek başına yeterli olmayacak bir çabadır. Bununla birlikte, bu insanlara yönelik gereken dikkat ve özenin gösterilmesinin atılması gereken ilk adım olduğu da bilinmelidir. Bu bağlamda, konuyla ilgili pek çok açıdan yoğun çalışma yapılması gerekmektedir.

Örnek olarak, toplumsal alanlarda engelli insanların çok da fazla görünür olmadıkları bir gerçektir. Kültür, iş ya da politika dünyasında bu guruba ait insanlara pek sık rastlamak mümkün değildir. Elbette günümüzde engelli liderleri, yöneticileri ya da film yönetmenlerini daha yoğun bir biçimde görmek isteriz.

Bu bağlamda, ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) hastalığı olmasına rağmen kariyerinde ilerlemeyi başarmış ve kendi alanında dünya çapında bilinen bir yere ulaşmış Stephen Hawking gibi isimleri hemen aklımıza getirebiliriz. Üçüncü dünya ülkelerini de dikkate alarak daha kapsayıcı ve benimseyici bir gelecek yaratmak adına bu insanları çok daha güçlü bir biçimde desteklememiz gerekmektedir.

Diğer taraftan Dünya Sağlık Örgütü küresel raporu, günümüzde engelli insanların durumları ile ilgili dikkate almamız gereken çeşitli konuları gündeme getirmektedir. Şimdi bu konuların neler olduğunu biraz daha ayrıntılı bir biçimde inceleyelim.

Engellilere İlişkin Genel Veriler

  • Günümüzde dünya genelinde bir milyardan fazla insan farklı engellere sahiptir. Bu nedenle, bu insanları en büyük “azınlık” grubu olarak tanımlamak mümkündür.
  • Engelli olmak, özellikle ekonomik durumu istenilen düzeyde olmayan ve ihtiyaçlarına ulaşmakta güçlük çeken insanlar açısından daha büyük bir olumsuz etki yaratmaktadır.
  • Yapılan tıbbi yardımların her zaman için doğru ve faydalı bir biçimde yerine getirildiğini söylemek pek de mümkün değildir.
  • Engellilerin, fiziksel ve psikolojik anlamda kötü muameleye uğrama olasılıkları diğer insanlara göre daha yüksektir.
  • Engelli çocuklar, herhangi bir fiziksel, mental ya da gelişimsel sorunları bulunmayan çocuklara göre daha kırılgan ve hassas bir yapıya sahiptirler.
  • Herhangi bir engele sahip olmak, iş fırsatlarının da daha az olması anlamına gelmektedir.
  • Temel ihtiyaçlara ulaşmak, rehabilitasyon ya da sosyal ve tıbbi destek gibi oldukça temel faktörler engelli kişilerin hayatını tamamen değiştirmektedir.
  • Bu gruba dahil olan insanlar, içinde yaşadıkları topluma entegre olma ve günlük sıradan aktivitelere katılma konusunda sorunlar yaşamaktadırlar.
İşaret dilinde konuşan çocuklar

Engelli İnsanları Gerçekten ve Etkin Bir Biçimde Topluma Kazandırabilmek İçin Neler Yapılabilir?

Engellere sahip bir insanı özürlü ya da gerçek anlamda engelli olarak tanımlamak doğru değildir. Bu tür insanların özel bir konuda sınırlı bir işleyiş kapasitesine sahip olduklarını ve yeterli destekle normal hale gelme olasılıklarının bile bulunduğunu bilmek gerekir.

Peki bunu başarmak için ne yapmalıyız? Onların topluma daha fazla entegre ve dahil olmaları için yapılması gereken şeyler nelerdir? İşte bu konuda kilit özelliğe sahip noktaları şu şekilde sıralayabiliriz.

Sadece İlgiye Değil Desteğe, Acınmasına Değil Saygı Duyulmasına İhtiyaç Duyarlar

Engelli bir insan bizden kendisine bakmamızı ya da onunla ilgilenmemizi beklemez. En azından her durumda böyle bir beklentisi yoktur. Benzer şekilde attığı her adımda onu yönlendirmemize ve koşup onu kurtarmamıza da ihtiyaç duymaz. İstediği ve beklediği tek şey hayatını normal bir biçimde sürdürebilmek için gerekli olan araçlara ve imkanlara mümkün olduğu kadar sahip olmaktır. Aynı zamanda onun için önemli olan, kendi başına hareket edebilmek ve diğer insanlarla aynı fırsatlara ulaşabilmektir.

Bu nedenle, kendimizi sadece onları ve bizi ayıran özelliklere odaklarsak bu durumda ayrımcılık yapmış oluruz. Hiç şüphesiz farkındalık, benimsemenin ilk adımıdır.

Sosyal ve Politik Destek

Yönetim organizasyonları ve kamu kuruluşları, engelli kişilere yönelik olarak aşağıda yer alan adımları hayata geçirmek için çaba göstermelidirler:

  • Engelli insanların her türlü toplumsal hizmete ulaşımının sağlanması için gerekli kolaylıkların sağlanması.
  • Herhangi bir ayrımcılığa izin vermeyecek şekilde bu gruba dahil olan insanlar için iş fırsatlarının oluşturulması.
  • Yeterli kaynak ayırarak eğitim seviyelerinin yükseltilmesi ve özellikle çocuklara bu anlamda destek olunması.
  • Engellilerin yaşam standartlarının daha iyi seviyelere çıkarılması için gerekli olan araştırma ve geliştirme atılımlarının yapılması.
Down sendromlu çocuklar

Sonuç olarak, toplumumuzun bir parçası olan bu büyük ve çok önemli grubu yılda sadece bir gün hatırlamak doğru değildir.

3 Aralık tarihinin dışında takvimde her yıl 364 gün daha bulunmaktadır. Tüm bu günlerde de engelli insanlar varlıklarını sürdürmekte, belki ilk iş deneyimleri için bir fırsat beklemekte, sınıfta onlarla özel olarak ilgilenecek ve destek olacak bir öğretmene ihtiyaç duymakta ve elbette her birimiz gibi mutlu bir yaşamın hayallerini kurmaktadırlar.

Şimdi lütfen bu konu üzerinde biraz daha derin bir şekilde düşünelim.