En Berbat Üzüntü, Kimsenin Görmediğidir

Mart 29, 2017

Üzüntü, tamamen açtığımız takdirde ruhumuza çok iyi uyum sağlar. Sürekli büyüyen bir delik bulursa, burada kalmaya karar verebilir.

Ama kendini en rahat hissettiği yer, yalnızlık bağlamıdır. Yalnız olduğumuzda, üzgün değilmiş gibi yapma gereğini hissetmeyiz, üzüntümüzün emrine kendimizi bırakmaktan gocunmayız.

“Üzüntüye dikkat edin. Kötü bir alışkanlıktır çünkü.”

– Gustave Flaubert

Diğer yandan, üzüntü yüzünden başkaları da sizin için endişelenmeye başlayabilir. Sizi arayıp neşelendirmeye çalışabilirler… Ama bu tavırla farkında olmadan durumunuzu güçlendirmiş olurlar, çünkü yalnız olmaya karar vermişsinizdir ama etrafınız sarılıdır.

Kendinizi, herkesin patlatmaya çalıştığı rahat bir acı balonuna kapatmışsınızdır.

Üzüntü, kendimizi kötü hissetmemize neden olur ama diğer yandan da bizi sahte bir sakinliğe, hareketsizliğe ve acı içinde bir rahatlığa götürür. Yeni riskler almak istemeyiz.

Üzüntü neden dirençli hale gelir?

Üzüntü bir bağımlılık halini alabilir. Madde bağımlılığındaki durum üzüntüde de yaşanır. Kişi üzüntüyü yalnız tecrübe ediyorsa ve başkasıyla paylaşmak istemiyorsa, herhangi bir kriter ya da engel olmadan varlıklarıyla birleşik hale gelir bu deneyim. Bu kısmen mantıklıdır çünkü üzgün ve ilgisiz görünmek istemezler.

Böylece bir yalnızlık dinamiği içine gireriz… Bu durum, uzun bir süre devam ederse, depresyon, yani gölge şeklindeki acı halini alabilir.

Üzüntüyle nasıl başa çıkılır?

Depresyondan kaçınmak için üzüntünün içinizde yerleşmesine engel olmalısınız. Şunların gerçekleşmesini güçleştirmelisiniz:

  • Öncelikle, kendinizi dramadan ve bu durumu yaratan kişilerden uzak tutun. 
  • Hayatınızda yeni insanlarla güzel durumlar yaratmaya başlayın.
  • Kendimizi rahat hissetmemiz önemli. Bunun için göründüğü gibi gözükmeyen arkadaşları tespit etmeliyiz.
  • Sevdiğiniz şeyleri daha çok yapın: okuyun, müzik dinleyin, spor yapın… üzüntümüz kronik hale geldiği takdirde kaybedebileceklerinizi düşündüğünüz zaman bunların hiçbiri zaman kaybı değildir.
  • Gerekirse, içinizi boşaltın. Utanmayın. Dışarı çıkın ve canınız istemese bile insanlarla zaman geçirin… Yavaş yavaş isteğiniz yerine gelecek.
  • Kendinizi hayata kapatmayın. Ne tür değişiklikler yapabileceğinize bakın, hatta başkalarının canını yakmadan sıfırdan başlamanın yollarını arayın.

Üzüntünün işini zorlaştırın!

Sizi tüketmesine izin vermeden üzüntüye yer vermeyi öğrenin 

Hayatımız boyunca, üzüldüğümüz anlar olacak. Bu kaçınılmaz bir durum. Ağlayın, içinizi boşaltın, her an çöküş yaşayabileceğinizi ve bütün bunları tek başınıza yaşamanız gerektiğini bilin.

Ama şunu anlayın ki sınırlar belirlemediğiniz takdirde üzüntü sizi rahat bırakmayacaktır. Üzüntüden uzak kalmak için ısrar etmeli ve bunu eylemlerinizle göstermelisiniz.

Ağlayın o halde. İstiyorsanız, kimse görmeden ağlayın. Ama bunların bastırmamanız ve ruhunuzda rahat bir yer tutmasına izin vermemeniz gereken hisler olduğunu unutmayın.

Üzüntü, yalnız ruhlarda kendini evinde hisseder. Kimse onu rahatsız etmez ve siz bir çare bulmadıkça sizi yalnız bırakmayacaktır.