Déjà vu: Daha Önce Hiç Gelmediysem, Burayı Nasıl Biliyorum?

· Eylül 6, 2017

Her ne kadar iki terimi eş anlamlı olarak kullansak da paramnezi ve déjà vu tam olarak aynı şey değil. Esasen paramnezinin iki şekli vardır: Hafızayla ve tanımayla gerçekleşen paramnezi. Déjà vu, tanıma paramnezisinin somut bir örneğidir.

Bir kişi, tanıma paramnezisi yaşadığında (bu durum, kriptomnezi ile de ilgilidir), aslında yaşadığı şey, gerçekliğin değiştirilmesi ya da bozulmasıdır. Buna déjà vu, jamais vu, déjà senti vb. durumlar da dahildir.

Déjà vu: Bunu daha önce yaşadım

Déjà vu fenomeni, bir durumu daha önce tecrübe ettiğiniz ya da yaşadığınız hissidir. Esasen, Fransızca “daha önce gördüm” anlamına gelen bir kelimedir. Bu deneyim, gerçek olmayan bir algıya inanmamıza neden olur çünkü durum, tamamen yenidir.


Ne var ki déjà vu yaşadığımızda tuhaf bir şey olduğunu biliriz: Bunu daha önce yaşadım mı? Bazı çalışmalar, bu yanlış algıların ardındaki nedenleri açıklamaya çalışmış ve farklı teorilere ulaşmışlardır.

“-Bunu yapman gerekmiyor.
-Ya çoktan yaptıysam?”

– Cambiando el pasado (Geçmişi değiştirmek, film)

Déjà vu neden yaşanır?

19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başı arasında psikanaliz, bu zihinsel fenomeni açıklamaya çalışan il psikolojik trendlerden biriydi. Aslında Sigmund Freud ve Carl Jung, déjà vu konusunda kendi teorilerini tartışmaya eklemişlerdi: birincisi bu durumu bastırılmış arzulara, diğeri ise kolektif bilinçaltındaki değişimlere bağlamıştı.

Ne var ki bugün çalışmalar, insan beynindeki bilişsel süreçlere yöneldi. Ayrıca bu fenomeni açıklayabilmek için hafızadaki anomaliler inceleniyor.

  • Nörolojik teori: Hipokampus ya da orta temporal lobda bir elektrik şok yaşanır ve bu fenomene sebep olur. Bu durum, epilepsi hastalarının atak öncesi deja vu yaşamalarını açıklamaktadır.
  • Psikanalitik teori: bilinçaltı kişinin geçmişte hayal ettiği bir şeyi etkinleştirir. Bu bir rüya, daha önce gördükleri bir şey, mesela bir filmde gördükleri bir yer olabilir.
  • Çift süreç teorisi: hatıra iki sistemden oluşur ve déjà vu yaşandığında bunlar senkronize olmayı bırakır. Bu durumda yalnızca aşinalık sistemi etkinleştirilecektir, bilgi çağrımı sistemi ise pasif kalır.
  • Holografik teori: Hologramlara depoladığımız hatıralar. Déjà vu, hafıza bunlara dönüp geri alınan bir detaydan bir sahne oluşturduğunda yaşanır. 

“Bizler hatıralarımızdan, o hayali tutarsız şekiller müzesinden, o kırık aynalar yığınından ibaretiz.”

– Jorge Luís Borges

Déjà vu Türleri

Gördüğümüz gibi déjà vu denen paramnezi türü, hafızayla ilgilidir. Bu “sıra dışı hatıralar” hepimiz tarafından yaşanabilir. Ama uzmanlar bu fenomenin daha çok 15 ila 25 yaştaki genç insanlar arasında yaygın olduğunu söylemektedir.

  • Déjà vécu: hayatımız süresince yaşayacağımız déjà vu ‘nun büyük bölümü, bu türdendir. Yukarıda sözünü ettiğimiz türdür bu. Emin olmasanız da bir şeyi daha önce yaşadığınız hissine kapılırsınız.
  • Jamais vu: Bu kelime, “hiç görmedim” anlamına gelir. Déjà vu tecrübesinin tam tersidir, zira daha önce yaşadığımızı hatırlamadığımız bir durumda kendimizi rahatsız hissettiğimizde gerçekleşir.
  • Déjà senti: “Daha önce hissettim” anlamına gelir. Bilhassa epilepsi nedeniyle temporal lobları hasar gören kişiler tarafından sıkça yaşanır. Daha önce yaşadıklarını düşündükleri bir hissi tanıdıklarını sanırlar. Fakat bu, gerçek bir tanıma değildir.

“Görülebilen tüm evren hayal gücünün ilgili bir yer ve değer vereceği görüntü ve işaretlerle dolu bir depodan ibarettir.”

– Charles Baudelaire

  • Déjà visité: İçinde bulunduğunuz fakat asında hiç gitmediğiniz bir yere dair doğruymuş gibi gözüken hatıraları içerir. Daha önce görmediğiniz bir yer hakkında belli ayrıntıları hatırlarsınız.
  • Déjà èprouvé: “Bunu daha önce yaşamıştım.” Aynı anda çeşitli paramnezi türlerini yaşamak gibidir. Kişi, bütün deneyimi (görüntüler, kokular, sesler) daha önce yaşadığını hisseder.