Clark L. Hull ve Tümdengelimli Davranışçılık Teorisi

Haziran 9, 2019
20. yüzyılda, birkaç büyük öğrenme teorisi önerildi. Clark L. Hull, alışkanlığın gücüne dayanan, en ayrıntılılardan birini önerdi.

Clark L. Hull (1884-1952) davranışları anlamak için yeni bir yöntem önerdi. Hull, farklı hayvan türlerinin yanı sıra bireysel ve sosyal davranışları da açıklamak için davranış biliminin temel ilkelerini oluşturmak istedi. Teorisi tümdengelimli davranışçılık olarak bilinir.

Hull’un teorisi, yirminci yüzyıl boyunca ana öğrenme teorilerinin en ayrıntılı ve karmaşık olanıydı. Hull’a göre alışkanlığın gücü en temel kavramdı. Pratik yapmanın alışkanlıkları güçlendirdiğine inanıyordu.

Hull, alışkanlıkları, ödüllere dayalı uyarıcı-yanıt bağlantıları olarak nitelendirdi. Hull’a göre algı veya beklentiler değil, cevaplar alışkanlıkların oluşmasına yardımcı olan şeylerdir. Süreç kademeli ve ödül gereklidir.

Hull’ın tümdengelimli davranışçılık teorisi

Clark L. Hull, davranışları anlamaya zamanında geçerli olan mantıksal pozitivizmden kaynaklanan yeni bir öneri getirdi.

Diğer önde gelen kuramcılar gibi, Hull da insan davranışının şartlanma ve pekiştirmeyle açıklanabileceğine inanıyordu. Dürtülerin azaltılması, davranışlar için bir güçlendirici görevi görmeliydi.

Bu güçlendirme, gelecekte aynı ihtiyaç doğduğunda aynı davranışın tekrar oluşma olasılığını arttırmaktadır. Bu nedenle, içinde bulunduğu ortamda hayatta kalabilmek için, bir organizmanın bu hayatta kalma ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde davranması gerekir. Bu nedenle, bir uyaran-tepki ilişkisinde, uyaran ve yanıtın ihtiyaçta bir azalma ile takip edilmesinin ardından, aynı uyaranın gelecekte aynı cevabı “üretme” olasılığı artar.

yalanan mutlu siyah köpek

Hull, farklı hayvan türlerinin yanı sıra bireysel ve sosyal davranışları da açıklamak için davranış biliminin temel ilkelerini oluşturmak istedi. Tümdengelimli davranışçılık teorisi, ana kavram olarak alışkanlığı önermektedir. Alışkanlığın gücü, uyaran-tepki sırasının bir güçlendirici tarafından takip edilip edilmemesine bağlıdır. Aynı zamanda, güçlendiricinin büyüklüğü de biyolojik bir ihtiyaçla ilişkili olan dürtünün azalmasına bağlıdır.

Hull, öğrenme teorilerini ilk kez Mathematico-Deductive Theory of Rote Learning (Matematiksel-İndirgemeli Alışkanlıksal Öğrenme Teorisi – 1940) içerisinde sundu. Bu, bulgularını birkaç meslektaşı ile beraber matematiksel ve sözel olarak ifade ettikleri iddiaları içeriyordu.

Hull, bu fikirleri Principles of Behavior (Davranış İlkeleri – 1943) ile geliştirdi; burada uyaran-tepki bağlantısının güçlendiricinin hem tipine hem de miktarına bağlı olduğunu öne sürdü.

Hull’un öğrenme teorisi

Hull, tüm davranışları açıklamak için tasarlanmış bir teori oluşturmaya çalışan ilk kuramcılardan biriydi. Hull tarafından 1943’te geliştirilen bu öğrenme teorisi, dürtü azaltma teorisi olarak bilinir. Hull teorisini, vücudun belirli bir denge veya eşitlik durumunu korumak için aktif olarak çalıştığı fikrini içeren homeostaz kavramı üzerine dayandırdı.

Susuzluk, açlık veya soğuk gibi bir dürtü, hoş olmayan bir durum veya gerginlik yaratır. Bu gerginlik durumunu azaltmak için, insanlar ve hayvanlar bu biyolojik ihtiyaçları (içme, yemek yeme, barınak bulma) yerine getirmenin yollarını ararlar. Bu anlamda, Hull, insan ve hayvanların, bu dürtüyü azaltan her türlü davranışı tekrar ettiklerini önerdi.

Hull teorisini, insanların susuzluk ve açlık gibi biyolojik ihtiyaçlar olan birincil dürtülerden farklı olan sosyalleşme arzusu gibi ikincil dürtüleri koşullandırma yoluyla öğrendiği fikrine dayandırdı. Bu dürtüler dolaylı yoldan barınma ve geçim sağlama için gerektiğinden arzulanan para gibi birincil dürtüleri karşılar.

Bu ikincil dürtüler, ihtiyaçlar birden fazla olduğunda ortaya çıkar. Amaç, rahatsızlık yaratan denge bozukluğunu (homeostaz) düzeltmektir. Bir davranış, yalnızca kişi birincil bir dürtüyü gerçekleştirirse öğrenilir ve şartlandırılır.

su içen kadın

Hull, öğrenme teorisini matematiksel olarak ifade etmenin bir yolunu da geliştirdi.

sEr = V x D x K x J x sHr – sIr – Ir – sOr – sLr

Bu formülde:

  • sEr: Uyarıcı potansiyel yani bir organizmanın bir uyarana (s) cevap (r) üretme olasılığı
  • V: Uyaran yoğunluğu dinamizmi; bu, bazı uyaranların diğerlerinden daha büyük etkileri olacağı anlamına gelir
  • D: Dürtü gücü; biyolojik yoksunluk miktarına göre belirlenir
  • K: Teşvik motivasyonu; hedefin büyüklüğü veya önemi
  • J: Organizma güçlendirici aramadan önce izin verilen gecikme
  • sHr: Önceki koşullanma miktarının belirlediği alışkanlık gücü
  • slr: Güçlendirici eksikliğinden kaynaklanan şartlı inhibisyon
  • lr: Reaktif inhibisyon veya yorgunluk
  • sOr: Rastgele hata
  • sLr: Tepkime eşiği, öğrenmeyi sağlayacak en düşük güçlendirici miktarı

Hull’a göre, dürtü azaltma teorisinin ana çıkarımı dürtülerin giderilmesine ve azaltılmasına karşılık gelir. Bu dürtüler üretkenliği engelleyebildiğinden, Hull’un teorisi, bir iş ortamında geliştirilebilecek potansiyel üretkenlik artışına işaret eder. Tüm ihtiyaçları karşılayarak iş performansını artırabilir ve bu sayede daha başarılı olabilirsiniz.

Sonuç

Eleştirmenler, tümdengelimli davranışçılığın çok karmaşık olduğuna ya da genelleme yapamadığı için insan motivasyonunu açıklamadığına inanıyordu.

Hull’un dürtü azaltma teorisi ile ilgili en büyük sorunlardan biri, ikincil güçlendiricilerin dürtüleri nasıl azalttığını dikkate almamasıdır. Açlık ve susuzluk gibi birincil uyaranlardan farklı olarak, ikincil güçlendiriciler fizyolojik ve biyolojik ihtiyaçları doğrudan azaltmak için hiçbir şey yapmaz. Bu teoriye yöneltilen bir diğer önemli eleştiri, insanların neden dürtüleri azaltmayan davranışlarda bulunduklarını açıklamamasıyla ilgilidir.

Tüm bunlara rağmen, bu yaklaşım daha sonraki teorileri ve açıklamaları etkiledi. 1950’lerde ve 1960’larda ortaya çıkan motivasyon teorilerinin çoğu, ya Hull’un orijinal teorisine dayanıyordu, ya da dürtü azaltma teorisine alternatifler sağlamaya odaklanmıştı. Bunun en güzel örneği, Abraham Maslow’un Hull’un yaklaşımına bir alternatif olarak ortaya attığı ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisidir.

  • Hull, C. L., Hovland, C. I., Ross, R. T., Hall, M., Perkins, D. T., & Fitch, F. B. (1940).Mathematico-deductive theory of rote learning: a study in scientific methodology. Oxford, England: Yale Univ. Press.
  • Hull, C. L. (1943). Principles of behavior: an introduction to behavior theory. Oxford, England: Appleton-Century.
  • Leahey, T. (1998). Historia de la psicología. Madrid: Prenti Hall.