Bebeğimin Mizacını Nasıl Anlayabilirim?

Mayıs 29, 2018

Maya Angelou “Hayatta bıraktığım tek anıt kendi oğlum” demiş. Bu söz kulağa ne kadar hoş gelse de çocuk yetiştirmek öyle kolay değil. Gerek çocuğun zorlu huyları gerekse pasifliği bazen ebeveynleri çileden çıkarabilir. Ama beğensek de beğenmesek de her çocuk kendine has mizacıyla dünyaya geliyor. Bizimse elimizden gelecek tek şey buna alışmak!

Çocuğun mizacının çok küçük yaşlarda oluşmaya başladığını unutmamalıyız. Nasıl büyüdüğü ve çevresel faktörler de elbette etkili ancak yine de huylarının büyük kısmı doğduğunda sahip olduğu mizaca bağlı olacaktır. İşte gen havuzundan aldığı miras bu.

Çocuk mizacı

Çocuğunuzun mizacını bilmek, bir bebekken bile, çok önemlidir. Bize nasıl daha etkili öğretebileceğimiz konusunda değerli bilgiler verebilir. Aslına bakarsanız, çok erken bir zamanda, ufaklığımızın gelecekte nasıl olacağı hakkında bir fikrimiz olabilir. “Büyüdüğünde o bir dahi olacak” ya da “Vay, o kadar sakin” gibi yorumlar gelecekte bir şekilde yerine getiriliyor. Bu özellikler bir dereceye kadar değişebiliyor ve evrimleşebiliyorsa, çok az değişecek, hatta hiç değişmeyecek belirli yönler de olacaktır.

Bilimsel olarak, çocukları üç özel mizaç türüne ayırabiliriz. Bir yandan “kolay çocuklar” var. Yelpazenin diğer ucunda “zor çocuklara” sahibiz. Ve seti tamamlamak için “ilgisiz” olanlara sahibiz. Bunların hepsiyle ilgili daha detaylı bilgiyi yazının devamında okuyabilirsiniz.babasının kucağındaki bebek

Açıkçası bebekleri böyle kabaca üç gruba ayırmak çok da doğru değil. Bu üç sınıf her yönüyle doğruyu yansıtmayabilir. Bir çocuk büyük oranda ilgisizken bir miktar zor karakter özelliğine de sahip olabilir.

Bazen ayrıca kolay çocuk olarak adlandırdığımız bir çocuğun ilgisini çekmek çok kolay olmayabilir.

Bütün bu nedenlerde ötürü tam bir sınıflandırma yapmak mümkün olmuyor. Ama en azından çocukları anlamak için özel huylarına bakılarak bir rehber görevi görebilir.

Kolay çocuklar

Araştırmalara göre yeni doğan bebeklerin %40’ı kolay çocuk sınıfına giriyor. Yani kolayca yetiştirilen ve çok sorunlu olmayan çocuklar. Kolaylıkla bu çocuklar sağlıklı alışkanlıklar edinebiliyorlar.

Bu çocuklar değişikliklere kolayca uyum sağlayıp erken yaşta itaat etmeyi öğreniyorlar. Hem tanıdıklara hem de yabancılara karşı güler yüzlü çocuklar oluyorlar. Her anne babanın çocukları için isteyeceği türden bir mizaçları var.

Zor çocuklar

Zor çocuklar ise toplam bebeklerin %10’unu oluşturuyor. Bu bebeklerin anne babaları günün 24 saati sabırlı olmak zorunda. Böyle çocukları yetiştirmek hiç de kolay sayılmaz. Bu çocukların sabrı sınadığını da söylesek yalan olmaz.

Genelde bu çocuklar çok kolay huzursuzluk çıkarıyor ve kolayca sağlıklı alışkanlıklar edinemiyor. Bu nedenle katı kurallar koymak, öğretmek ve davranışlarını yumuşatmak için sevgi göstermek önemli. Bu çocuklar sevgi ve güven hissetmeye meyilli olmadığından strese yatkın oluyor.

“Bir bebek insan ırkının boş çekidir.”

– Barbara Christine Seifert

ağlayan huysuz bebek

İlgisiz çocuklar

Üçüncü tip ise kayıtsız çocuklardır. Bu çocuklar toplamın %15’ini oluşturur ve neredeyse şikayet ettiklerini görmek olanaksızdır. Değişime inanılmaz derecede güzel uyum sağlarlar.

Aslında, bu tür bir bebeğin dış uyaranlara karşı belirli bir ilgisi yoktur. Bu aslında endişelenecek bir şey değildir. Genellikle dış dünyaya büyük önem vermeyen çocuklardır. Dünyayı tahmin edilebilir ve özellikle şaşırtıcı olmayan bir şey olarak algılarlar. Ya da en azından yaşıtlarına kıyasla daha tahmin edilebilir ve sıradan olarak görürler.

Dış dünyaya karşı gösterdikleri kayıtsızlık aslında hoşlarına gittiği için değil konformizmden kaynaklanır.

Bütün çocuklara ve bebeklere belli şekilde davranılmalıdır. Sorunlu yönlerini saptamalı ve iyi olanları geliştirmeliyiz. Özellikle de bir şey öğretmeye çalışıyorsak mizaca uygun davranmak çok önemlidir.

Örneğin çok dinamik olan çocuklar deneme yanılma yoluyla öğrenirken daha sakin çocuklara bir şeyi denedikten sonra ya da denemeden önce öğretmek kolaydır.

Kalan yüzde 35….

Geriye kalan bu dilimdeki çocukların karışık bir mizaca sahip oldukları söylenir. Yani her sınıftan belirli özellikler sergilerler.

Normalde çok sakin olan bir çocuk belirli durumlarda zorlu ya da kayıtsız özellikler gösterebilir. Her ne kadar baskınlığına göre sınıflara ayırsak da tam tamına yüzde yüzlük bir sınıf yoktur.

“Bir bebek 9 ay karnında, 3 yıl kucağında ve ömür boyu kalbinde taşıdığın bir şeydir.”

– Mary Mason

Ve böylece, sizinle paylaştığımız her şeyden sonra, bebeğinizin veya çocuğunuzun sahip olduğu mizaç türünü söyleyebilecek misiniz? Bu bilgi oldukça genel olmasına rağmen, bir rehber olarak çok yararlı olabilir. Çocuklarımızı anlamaya çalışmak onların gelişimlerine akıllıca katkıda bulunmak istiyorsak çok önemlidir.