Romantik Aşkın Evrimi

Eylül 6, 2018

Antropolog Helen Fisher’a göre, insanlar sevmek için doğmuştur. Bu söylem doğru olsa da olmasa da bu yoğun ve karmaşık duygu varlığımızın kaynağıdır. Aşk yaratıcılığa çok kez ilham olan bir histir. Ayrıca birçok endişenin de sebebidir. Sonuç olarak, romantik aşkın evrimini anlamak özünüzün daha derinliklerine inmenize yardımcı olur.

Şu an “aşk her şeydir” desek muhtemelen bazılarınız şüpheci olacaktır. Kültürel bağlamda (ortalama olarak) bu fikre karşı daha kuşkucu yaklaşmaya eğilimliyiz. Yine de biyolojik, hatta antropolojik bir açıdan bakarsak, bu hissin, bu hayati devrimsel etkinin gücü sayesinde türümüzün devamlılığını sağlayabildik. Çünkü aşk sadece çiftlerin ilişkisini sağlamlaştırmaz. Sadece çocuk yapmak yani türünün devamı için üremek gibi bir amaca da hizmet etmez. 

“Tutku en çabuk gelişen ve en hızlı kaybolan histir. Samimiyet daha yavaş kurulur ve bağlılık da yine zamanla gelişir.”

– Robert Sternberg

Sevgi dayanışmayı getirir. Bir başka insanı önemsememizi sağlar. Aşk bizi motive eder, aksiyete ve stresi azaltır. Korkularımızı kovalar ve hatta yaratıcı tarafımızı bile uyandırır. Bu yüzden de değişimlerini ve evrimini anlamak önemlidir. Romantik aşkın evrimine daha derinlemesine inmek, ilişkinizdeki her aşamanın faydalarını, bir işlevi olduğunu ve üstünlüğünü görebilmenize imkan verir.

çeviz içinde öpüşen çift

Romantik aşkın evrimi – değişken fakat sağlam bir madde

Almanya’daki Gottingen Üniversitesinin nörobiyoloji departmanında profesör ve aynı zamanda bir nörobiyoloji uzmanı olan Gerald Huther, insanoğlunun evrimi hakkında enteresan formülasyonlar öne sürdü. Huther’e göre bilim, şimdiye kadar hep evrimin doğal seleksiyon ve en güçlünün hayatta kalması yönüne odaklandı. Ancak Dr. Huther için bizi bir tür olarak bu denli ileriye taşıyan şey, aşkın narin fakat son derece sağlam tutkal etkisinden başka bir şey değil. 

Elbette hepimiz bunun mikroskop altında görülemeyecek bir madde olduğunu biliyoruz. Sadece bunu değil, her zaman sürdürülemediğini ve her seferinde aynı biçimde ya da durumda kendini göstermediğini de biliyoruz. Bazen engeller, hayal kırıklıkları ve zorluklar da söz konusu olabiliyor. Helen Fisher gibi Gerald Huther de bu hususta, romantik aşkın evrimini anlamaktan daha önemli bir şey olmadığını düşünüyor. Eğer her evrenin özelliklerini anlayabilirsek kaçınılmaz inişlerine ve çıkışlarına karşı da o kadar çok hazırlıklı oluruz. Bu evrelerin ne olduğuna beraber bakalım.

Tutkuyla aşık olma hali

Bu aşkın en sevdiğimiz evresidir. Aşık olmak birçok gizemin, fantezinin ve keşiflerin öncüsüdür. Bu evrede bir çeşit dopamin, serotonin, oksitosin ve noradrenalin kokteyli patlaması yaşarız. Bu aşamada her şeyi çok yoğun bir şekilde deneyimleriz. Duygularımız bize fazla gelir ve kimse bize o özel kişiden daha önemli gelmez.

Ünlü psikolog John Gottman Principia Amoris: The New Science of Love (Sevgi İlkeleri: Aşkın Yeni Bilimi) adlı kitabında bu evreyi açıklıyor. Aşkın ilk aşamasını “tutkuyla aşık olma hali” olarak tanımlıyor. Bu duygu hali, öfori ve yoğun bir mutluluk hissinden gelen mutlak bir lütuf halidir.

çift şeklinde gül

Romantik aşk ya da bağlanmak

Aşık olmanın bu çoşkulu ilk aşamasından sonra başka bir evreye geçiliyor. Romantik aşkın evriminde bu aşamada partnerlerin ikisi de şüpheye düşmeye başlıyor. Bu başladığımız ilişkiye sen de benim verdiğim anlamı yüklüyor musun? Her zaman benimle olacak mısın? Sana güvenebilir miyim?

  • Bu çeşit sorularla başka bir evreye geçiş oluyor: romantik aşk. Tutku hala mevcuttur fakat artık korkularınız, endişeleriniz ve hepsinden önce de bir aşma isteğiniz vardır. Sevdiğiniz kişiyle bir bağlılık oluşturmayı her şeyden çok istersiniz. Elbette bu ilişkinin en güzel evrelerinden biridir. İşte bu evrede sahici bir yolculuğa çıkarsınız. Saplantılı tutku durumu ortadan kalkar ve gerçek bir güven duygusu ortaya çıkar.
  • Diğer yandan, bu evrede birtakım problemlerin baş göstermesi çok normaldir. Partnerimizle aramızdaki bağı güçlendirmek isteriz. Sonuç olarak birbirimizi daha iyi tanıyacak ve aramızdaki farklılıkların yarattığı sorunları çözümleyeceğizdir. Bu tıpkı bir dans gibidir, her iki taraf da diğer tarafı sürüklememek için adımlarına dikkat etmelidir. Bu evrede empati, karşılıklı paylaşım, önemseme ve toleransın önemi ön plandadır.

Bütün bu sorunları etkili ve akıllıca bir şekilde çözümlediğiniz takdirde diğer evrelere geçmek için gereken olgunluğa erişmiş olursunuz.

Olgun aşk, sadakatin bağlılığı

Romantik bir aşkın ne kadar süreciğini öngören doğru bir tahmin yürütmek mümkün değildir. Bazı insanlar bu sürenin 4 ila 5 yıl arasında olduğunu söyler. Ancak, Helen Fisher bir makalesinde yaşlı çiftlerin %30-40’lık oranda bir kısmının hala bu evrede kalabildiğini belirtiyor. Romantizm yok olmadığı sürece oldukça tatmin edici bir bağın sürdürülmesini garantilemiş oluyorsunuz.

Yine de John Gottman, aşkı olgunluğa eriştirmek üzerine çalışmanın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. İşin sırrının sağlam bir bağlılık inşa etme becerisinde olduğuna inanıyor. Diğer kişiyi bizim en iyi arkadaşımız ve takım arkadaşımız olarak görmemiz ve ona derinden değer vermemiz gerekiyor. Her iki partner de diğerine karşı hassas olmalı, güçlü ve anlayışlı bir duygusal bağ kurmaya çabalamalıdır. Bütün bunlar iki tarafın da hayatını eşit derecede zenginleştirecektir.

büyük çicekler arasında yürüyen çift

Son olarak, romantik aşkın evrimi hakkında bir konuda netiz. Bu evreler her durumda zamanla beraber gelişmez. Aşk ve kişi üzerinde yarattığı değişimler belirli bir kurala göre işlemez. İlişkide istikrarı yakalamak ve partnerimize bağlı ve sadık kalarak beraber mutlu olmak büyük bir çaba ister. Bir sanatçı edasıyla pürüzleri gidermeniz ve kırılan parçaları yapıştırmanız gerekir. Yüreklendirici ve anlayışlı olmalısınız. Dinlemeyi bilin ve kalbinize anlamayı ve teselli etmeyi öğretin.

Bu komplike bir yolculuk, ona hiç şüphe yok. Ancak aşk, acıya değil neşeye layık bir maceradır.