Planlı Eskime Ve Tüketici Manipülasyonu

· Kasım 13, 2018

1901’de, Livermore, California’da (ABD) bir yangın istasyonuna bir ampul takıldı. Bu ampul çalıştırıldı ve bir daha asla kapatılmadı. Üzerinden 100 yıldan fazla bir süre geçti ve bu ampul ilk günkü gibi parlamaya devam ediyor; ve planlı eskime olarak da bilinen bir olguyu temsil ediyor.

Peki bu ampul hakkında bu kadar özel olan nedir? Gerçek şu ki, özel olan hiçbir şey yok; 1881’de Thomas Alva Edison tarafından bulunanlara benziyor ve 1.500 saat boyunca yanmayı sürdürebiliyor. Asırlık ampul sadece geliştirilmiş bir model. Bu noktada en bariz soruysa şu: neden bazı eski teknolojiler zaman karşısında daha dayanıklı? Modern medya ve teknolojinin daha ileri seviyede olduğu düşünülürse; mantıklı olan bugünün ampullerinin daha iyi olması değil mi?

Diğer modern cihazlara bir göz attığımızda, bu durum daha da gizemli bir hal alır. Eski televizyonlar, modern olanlardan daha uzun sürer dayanıyor. Ve aynı durum hemen hemen tüm ev aletleri için geçerli. Neden peki? Yanıt çok basit. Çünkü 1924’te imzalanan bir pakt, planlı eskime kavramını tüm dünya için takdis etti.

“Aşırılık ve atık ekonomisi olmanın yanı sıra, tüketimcilik, aynı zamanda, ve tam olarak aynı nedenden ötürü, bir aldatma ekonomisidir. Tüketicilerin üzerine düşünülmüş kararlarına değil mantıksızlıklarının üzerine bahis oynar. Ve onların sağduyularını geliştirmeyi değil duygularını uyandırmayı amaçlar.”

– Zygmunt Bauman

Planlı eskime nedir?

tüketici manipülasyonu

Planlı eskime, hem yapay hem de kasıtlı olarak, ürünlerin işe yarar oldukları süreyi sınırlayan bir uygulamadır. Yani, üreticilerin ürünlerini belirli bir süre sonra çalışmayı durduracak şekilde üretmeleri anlamına gelir. Bu, söz konusu ürünlerin başka şekilde üretilemeyeceği anlamına gelmez. Yalnızca tüketiciliği artırmak için böyle üretiliyorlar.

Eğer birisi uzun süre çalışacak bir ürün satın alırsa, bu kişinin bu ürünü yıllarca değiştirmesi gerekmez. Öte yandan, ürün nispeten hızlı bir şekilde bozulursa, tüketici bu ürünü sık sık değiştirmek zorunda kalır. Bu da üreticiler için daha fazla satış anlamına gelir.

Ampul, planlı eskime için verilebilecek tek örnek değildir. Naylon çoraplar bu konuda başka bir örnektir. Bu çoraplar ilk başlarda bir yıldan fazla süre giyilebiliyordu. Günümüzde ise kadınlar bir naylon çorabı iki kereden fazla giyemiyor.

Komplo ve eskimenin diğer formları

1924 Noel’inde Cenevre’de (İsviçre) toplanan güçlü bir fabrikatör gurubuna işaret eden birçok kanıt bulunmakta. Bu grup “Güneş Mabudu Karteli” olarak da biliniyor. Bu grubun yaptığı ilk anlaşmalardan biri de, 100.000 saat boyunca çalışan patentli bir ampulü yasaklamak oldu. Aynı şekilde, diğer birçok ürün üzerinde de planlı eskimeyi dayatmak için bir anlaşma yaptılar.

Günümüzde, planlı eskimenin yaygın olan birçok biçimi vardır. Bunlardan bazıları:

  • Fonksiyonun eskimesi – Bir ürünün işlevselliği kademeli olarak artırılır, böylelikle tüketici daha yeni modelleri satın almak zorunda kalır.
  • Kalite eskimesi – Ürünler belli bir süre ya da kullanımdan sonra düzgün bir şekilde çalışmayı bırakır.
  • Arzu edilirliğin eskimesi – Moda ve trendler, bir ürünün arzu edilirliğini azaltıp sonlandıracak şekilde manipüle edilir. Tüketicileri “güncelleşmeye” motive eden tasarımlar geliştirilir ya da detaylar eklenir.

Günümüzde, planlı eskime ve duygular arasında güçlü bir bağlantı vardır. Sürekli güncelleme, özellikle teknolojik cihazlar söz konusu olunca, kasıtlı olarak planlanmaktadır. Bu, gerçekten önemli gelişmeler mevcut olmasa bile, tüketicide bir ürünün en yeni modelini alma isteğini üretir.

Geri dönüşüm bir özgürlük biçimidir

Bütün bu tüketimcilik, yüksek bir satış hacmini sürdürmeyi ana hedef olarak almıştır. Planlı eskime ise bunu başarmak için uygulanan bir stratejidir. Sorun şu ki insanlar artık ürün kalitesine ya da kullanışlılığına dikkat bile etmiyor. Mevcut olan sadece tüketmeye devam etmek adına çok güçlü bir istek.

Bir zamanlar piyasa manipülasyonunun bir biçimi olarak kullanılan şey, şimdilerde doymak bilmez bir arzu halini aldı. İnsanlar planlı eskimeyi içselleştirdiler. Artık kullanılmış eşyalarını bir an önce atmak ve yerine yenilerini almak istiyorlar. Bu sayede birçok kişi memnuniyet, kontrol ve hatta güç hissiyatına ulaşıyor.

Gitgide daha da aşikar bir hal alan manipülasyonun bu biçimleri karşılığında ise geri dönüşüm trendi ortaya çıktı. Bu yaklaşım, yeniden kullanım kültürünü yetiştirmeyi amaçlıyor. Amaç, yalnızca dizginlenemeyen tüketimciliği sınırlamak değil, aynı zamanda çevreyi de korumak.

Nihayetinde, geri dönüşümün psikolojik de bir etkisi var. Çöpe atmak yerine tamir etmeye odaklanan bir tutumu destekliyor. Bu perspektif, bir şeylerin kusurlu olup aynı zamanda hala yararlı ve değerli olabileceğini kabul eder. Belki de bu, problemli olduğunu farz ederek gözden çıkardığımız birçok soyut gerçeklik karşısında da daha yapıcı ve insani bir tutum anlamına gelebilir.