Koronavirüs Krizinin Yedi Psikolojik Sonucu

Mayıs 20, 2020
Kendinizi COVID-19'dan korumak için aşırı önlemler almanın yanı sıra zihinsel sağlığınıza dikkat etmeniz de gereklidir. Bu krizin ortasında koronavirüs krizinin psikolojik etkilerinin de farkında olmalı ve bunlara hazırlıklı olmalısınız.

Sağlık kurumları ve devlet organizasyonları bizleri sürekli COVID-19’un ilerlemesine karşı alınabilecek önlemler ile ilgili bizi sürekli bilgilendirmektedir. Ancak, hakkında çok fazla konuşulmayan şeylerden bir tanesi koronavirüs dolayısıyla ortaya çıkan psikolojik sonuçlar. Sosyal izolasyon, ev hapsi ve belirsizlik gibi faktörler zihinsel sağlığımızı kesinlikle etkileyebilir.

Ek olarak, hesaba katmıyor olduğumuz başka bir kritik faktör daha var. Depresyon ya da anksiyete bozuklukları olan binlerce insan bu durumu yaşadıkları bozuklukları daha da kötüleştirebilecek bir faktör olarak değerlendiriyorlar.

Bundan dolayı yardım ve destek stratejileri önerilmelidir, ki bu insanlar izolasyonda geçirdikleri zaman sırasında desteklendiklerini ve onlara bakılıyor olduğunu hissedebilsinler.

Daha önce hiç böyle bir durum ile yüzleşmemiş olduğumuz açık. Ancak bu mücadele yeteneğimizi kaybedeceğimiz anlamına gelmemeli. Aslında, tam tersi olmalıdır. Kendimizi hem koronavirüse, hem de “yan etkilerine” (irrasyonel davranışlar, temelsiz korkular vb.) karşı korumak konusunda aktif davranmaya devam etmeliyiz.

Her ailenin içerisinde, her odanın ya da evin içerisindeki sessizlikte zihninizin size ihanet etmemesi ve acınızı yoğunlaştırmaması için reaksiyon göstermek ve yardım köprüleri ve ağları oluşturmak zorundasınız.

Bundan dolayı bu tip bir krizin sebep olabileceği psikolojik etkileri tanımanızı öneriyoruz.

Endişeli görünen yaşlı bir adam.

Koronavirüs Krizinin Bilmeniz Gereken Yedi Psikolojik Sonucu

The Lancet adlı bilimsel dergi yakın bir zaman önce koronavirüs salgınının psikolojik sonuçları üzerinde yapılmış bir çalışma yayınlamıştır. Bu çalışmayı yürütebilmek için uzmanlar diğer benzer durumları da hesaba katmıştır (ancak bunların hepsi aynı etkiye sahip değildir). Örneğin, bunlardan biri 2003’teki SARS salgınının sebep olduğu bir etki olan, Kanada’daki birkaç şehirde gerçekleştirilmiş karantina idi.

Nüfus 10 gün boyunca ev hapsindeydi ve psikologlar da bu tip bir durumun etkilerini analiz edebilmek için bu fırsatı kullandı. Bu bilgilere ve güncel durumumuzda yapılan gözlemlere dayanarak koronavirüs dolayısıyla ortaya çıkabilecek psikolojik sonuçların aşağıdakiler olabileceğini tahmin edebiliyoruz:

1. 10 günden uzun bir süre boyunca devam eden sınırlamalar stres yaratır

Koronavirüsü engellemek ve hatta hastalığın kendisini aşmak için (semptomlar hafif olduğunda) alıyor olduğumuz önlemlerden bir tanesi karantinaya girmektir.

Birçok ülkedeki güncel izolasyon süresi 15 gündür. Bu çalışmadaki uzmanların, King’s College London’dan uzman doktorlar olan Samantha Brooks ve Rebecca Webster’ın görebildikleri bir şey, 10 günün sonrasında zihinsel sağlığımızın sıkıntılı bir duruma girmeye başladığıdır.

11. günden itibaren stres, gerginlik ve anksiyete artar. Bundan dolayı eğer 15 günden daha uzun süren bir sınırlama empoze edilirse bunun etkileri birçok insan için çok daha karmaşık ve başa çıkması daha zor hale gelir.

2. Enfeksiyon korkusu mantıksız hale gelir

Koronavirüs dolayısıyla ortaya çıkan en bariz psikolojik etkilerden bir tanesi enfeksiyon korkusudur. Bir salgın ya da pandemik durumu devam ettiğinde insan zihni mantıksız korkular geliştirmeye başlar.

Güvenilir bilgilere sahip olmamız önemli değildir. Güvenlik önlemleri hakkında uyarılmış olmamız (ellerimizi yıkamak, bir metrelik mesafe bırakmak…) önemli değildir. Yavaş yavaş, giderek daha da temelsiz hale gelen korkular geliştiririz.

Ayrıca, enfeksiyonun yediğimiz yiyeceklerden gelebileceği ya da evcil hayvanlarımızın enfeksiyonu bulaştırabileceğine dair mantıksız korkularımız da olabilir. Bunlar üzerine düşünmememiz gereken aşırı durumlardır.

3. Can sıkıntısı ve hayal kırıklığı

Bu çok bariz. Sosyal etkileşimin azaldığı, caddelerde sadece sessizliğin hüküm sürdüğü ve kendimizi evlerimize hapsetmek zorunda kaldığımız bir bağlamda, can sıkıntısı şeytanlarının yanımıza gelmesinin çok uzun sürmeyeceği açıktır.

Bununla savaşmanın birçok yolu olduğunu biliyorsunuz. Ancak günler geçtikçe ve belirsizlik büyüdükçe hayal kırıklığının acısı yüzeye çıkmaya çoktan başladı. Yaşam stilinizi devam ettirememek, hareket özgürlüğüne sahip olmamak daha karmaşık ve problematik duyguların ortaya çıkmasına sebep oluyor.

4. Temel ürünlerin eksikliği ve panikle satın alma durumu

Bir salgın ya da pandemi bağlamı söz konusu olduğunda zihin genellikle dürtüler ile hareket eder. Bunun etkilerinden bir tanesi panikle alışveriş yapmaktır.

Abraham Maslow’un klasik ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidini hiç duydunuz mu? Bu piramidin temelinde, insanın iyi hissedebilmesi için ona yiyecek ve temel ürünlerin sağlanması gerektiği söylenir.

Bir belirsizlik senaryosunda beyniniz dikkatini bu öncelik üzerine odaklar: bu temel ürünler stoğunuzun tükenmemesi gerekir.

Süpermarketlerin tedarik problemleri olmaması önemli değildir. Eczanelerin ilaçlarının bitmiyor olması da fark etmez. Zihniniz sizi bu şeyleri içeren stoklarınızın bitiyor olduğuna ve acele ederek gidip onları almanız gerektiğine inandırmaya çalışabilir.

5. Güvensizlik: Bize tüm bilgileri vermiyorlar!

Koronavirüs dolayısıyla ortaya çıkan psikolojik sonuçlardan bir diğeri yetkili kaynaklara karşı bir güvensizliğin ortaya çıkmasıdır: sağlık kurumları, politikacılar, bilim insanları ve diğer uzmanlar bunların içerisinde sayılabilir. Bu krizler ve belirsizliklerin ortasında bir nokta gelir ki insan zihni bağlantısını kaybeder ve güvenememeye başlar.

Bu, 2003’teki SARS krizinde kanıtlanmış olan bir şeydir. Peki bunun sebebi? Bazen, yetkililer kendi içinde çelişen bilgiler vermişti. Diğer zamanlarda ise farklı hükumet üyeleri, sağlık otoriteleri ve diğer yargı bölgeleri arasında koordinasyon yoktu.

Bunun alışılmadık bir durum olduğunu ve daha önce hiç böyle bir şey ile yüzleşmemiş olduğumuzu aklımızda tutmamız gerekir.

Ayrıca, bu düşmanın, COVID-19’un, tıpkı zamanında SARS konusunda olduğu gibi, bilinmeyen bir düşman olduğunu da hesaba katmalıyız. Yetkililerin tepkileri olaylar ve ihtiyaçlar bazında gerçekleşecektir. Popüler olan güvensizlik bu bağlamda en kötü düşmanımızdır. Komplo teorileri artmaya başlar ve yardım etmekten çok uzaktırlar, onun yerine engel haline gelirler.

6. Psikolojik bozuklukları olan insanlar daha da kötü hale gelebilir

Buna yazımızın başlangıcında da işaret ettik. En savunmasız olan nüfus; yani depresyon, fobi, yaygın anksiyete, ve obsesif kompülsif bozuklukları olan insanlar bu bağlamda çok daha fazla acı çekebilir. Bu insanların desteklendiklerini hissetmeleri ve günlerini yalnızlık içerisinde geçirmemeleri hayati bir öneme sahiptir.

Yastığına sarılmış, üzgün görünen bir kadın.

7. Herkesin en büyük düşmanı: olumsuz düşünceler

Koronavirüs yüzünden ortaya çıkan psikolojik sonuçların arasında bariz ve oldukça tehlikeli bir faktör de vardır: olumsuz düşünmek. Bu düşünce tipi her zaman korkan ve en kötüsünü bekleyen bir düşünce örgüsüdür. Bu düşünce şekli size işinizi kaybedeceğinizi, hiçbir şeyin asla tekrar eskisi gibi olmayacağını, enfeksiyonu kapacağınızı, sevdiğiniz birinin öleceğini ve ekonominin çökeceğini söyler.

Bu tip düşüncelere kapılmayın. Bunlar size yardımcı olmaktan çok uzaktır, zihninizi karıştırıp içinizdeki en kötü şeyleri ortaya çıkarırlar. Bundan dolayı sağlığınıza dikkat edin, engelleyici önlemleri takip edin ve her şeyden fazla, psikolojik sağlığınıza dikkat edin.

Kriz dönemlerinde sakin kalın ve bağ kurun. Hepimiz hep birlikte bu şeyin içerisindeyiz – hadi zaman ile geçecek bu durumun üstesinden başarılı bir şekilde gelmemiz için birbirimize yardımcı olalım.

  • Brooks, S. K., Webster, R. K., Smith, L. E., Woodland, L., Wessely, S., Neil Greenberg, Fm., … James Rubin, G. (2020). The psychological impact of quarantine and how to reduce it: Rapid review of the evidence. The Lancet6736(20). https://doi.org/10.1016/S0140-6736(20)30460-8