Karantinayı Küçük Mekanlar İçerisinde Geçirmek: Dört Duvar Arasında Bir Yaşam

Mayıs 20, 2020
Hepimizin evinde bir balkon. bir bahçe ya da spor salonu ekipmanları yok. Nüfusun büyük bir kısmı karantinayı küçük mekanlar içerisinde geçirmek zorunda. Eğer sizin durumunuz da bu ise, bu ipuçlarımızı hesaba katmalısınız.

Günümüzde, pek çoğumuzun farkında olmadığı görünmez bir gerçeklik var – karantinayı küçük mekanlar içerisinde geçiren kişiler. Bu küçük mekanlarda zaman çoğunlukla çok daha yavaş ilerler. Örneğin, bir odada yaşayanları, öğrencileri ya da aynı alanı başkaları ile paylaşmak zorunda olan kiracıları unutamayız.

Açık olan bir şey var: mevcut pandemi durumu, hastalığın hem kendisi hem de psikolojik etkisi açısından müthiş bir eşitleyici görevi görüyor. Hiçbirimiz koronavirüse karşı bağışıklığa sahip değiliz ve birçok insan durumun kendisi ve dünyanın gelecekte ne şekilde değişebileceği hakkında anksiyete ve belirsizlik deneyimliyorlar.

Ancak, herkes bu deneyimi kendi sosyal durumu ile edindiği bakış açısından görüyor. Herkes dünyayı pencerelerinden izliyor. Bazı pencereler küçük ve şehirlerimizin ortasındaki küçük odalara ait. Dar sokaklardaki diğer evler ise zar zor güneşi görüyor.

Bunun tam zıttı olarak, diğerleri ise pencerelerini açabiliyor ve hatta kendilerine balkonlarında kahvaltı yapma izni bile verebiliyor. Başkaları bahçelerine çıkıp dinlenerek dünya ile bağlantılarını kesebiliyor. Dünyadaki bazı ülkelerde insanların her gün egzersiz yapmalarına dahi izin var.

Sizin de bekliyor olabileceğiniz gibi, karantinanın etkisi küçücük bir apartman dairesinde yaşayan bir aile için, dışarıya çıkmaya izinleri olan ya da en azından bahçelerinde oturabilen insanlar için olduğundan radikal bir şekilde farklı olacaktır.

Bir masa ve etrafındaki iki sandalye.

Küçük Mekanlar ve Karantina

Küçük mekanlar içerisinde karantinada olmanın etkisi, bariz bir şekilde, tek bir kişi için aynı değildir. Ancak pek çok aile iki ebeveyn, onların çocukları ve hatta evcil hayvanlarından oluşmaktadır.

Eğer bu şartlar altındaki hayat karantinanın öncesinde halihazırda karmaşık halde idiyse, şimdi çok daha karmaşık halde. Sonuçta, hayatın rutinleri genellikle bizi her gün saatlerce evden uzakta tutuyordu.

Burada evde, o dört duvarın arasında geçirdiğimiz zamanları telafi eden iş, alışveriş, okul zamanları ve boş zamanlardan bahsediyoruz. Bir sosyal hayatın keyfini çıkarabilmek genellikle evdeki her şeyin sorunsuz geçmesini sağlar.

Küçük bir mekanda karantina, aynı apartman dairesini paylaşan genç insanlar üzerinde daha büyük bir psikolojik etkiye yol açabilecek bir durumdur. Bir odanın dört duvarı içerisinde yaşamak psikolojik açıdan bunaltıcı olabilir. Ve beraber yaşamak dolayısıyla ortaya çıkan problemler durumu daha da kötü hale getirebilir.

Bundan dolayı, bu problemli olması olası durumlardan bahsettiğimize göre, bu durumlar ile daha iyi bir şekilde başa çıkabilmek için kullanabileceğiniz stratejiler nelerdir?

Küçük Mekanlar, Farklı Aktiviteler

Eğer karantinayı küçük mekanlar içerisinde geçirmeniz gerekiyorsa önemli bir noktayı dikkate almalısınız. Alanlarınızı mümkün olduğunca çeşitlendirmeniz ve tüm işlerinizi aynı yerde yapmamanız gerekiyor. Bununla tam olarak neyi kastediyoruz? Bazı örnekler şunlar olabilir:

  • Yemeklerinizi kanepede, yatakta ya da televizyon izlediğiniz veya dinlendiğiniz yerlerde yememelisiniz. Onun yerine yemeklerinizi bir masada yemelisiniz.
  • Eğer evden çalışmak zorundaysanız bunu yemek yediğiniz yerde yapmayın.
  • Eğer mümkünse masanızı dairenin ya da odanın farklı bir kısmına alın (bir pencere kenarı ideal olacaktır).

Buradaki hedef biraz kafanızı dağıtmanızdır. Eğer sürekli aynı yerde yemek yer, çalışır ve televizyon izlerseniz daha fazla baskı altında, bitkin ve siniri bozuk hissedersiniz.

Küçük Mekanlar Gizlilik Anlarını Korumalıdır

Herkes biraz yalnız zaman geçirmeye ihtiyaç duyar. Bundan dolayı, mümkün olduğunda evinizdeki insanlar ile bağlantınızı kesin ve kitap okumak, müzik dinlemek ya da egzersiz yapmak gibi şeyler için kendi odanıza ya da balkona gidin.

Yanında kedisi ile kahve içmekte olan bir adam.

Rutinler: Zamanınızı Organize Etmek Yaşam Kalitenizi Arttırmaya Yardımcı Olur

Zamanınızı, görevlerinizi, boş zamanlarınızı, çalışma sürelerinizi ve egzersiz yaptığınız zamanları organize etmenin ruh sağlığınız için çok iyi olduğunun farkında olmayabilirsiniz. Buna rağmen, küçük mekanlar içerisinde karantinada olmak çok önemli bir stratejiyi gerektirir: rutinler.

Normaldeki doğanızın daha aktif ya da pasif bir insan olmak olması fark etmez, ya da temizlik yapmayı, yogayı, kitap okumayı ya da çizim yapmayı daha çok seviyor olabilirsiniz. Gün içerisinde farklı aktiviteler yapmak son derece yararlıdır.

Güneş ve D Vitamini

Küçük mekanlarda karantinadaysanız gerçekleşebilecek en büyük problemlerden bir tanesi güneş ışığı eksikliğidir. Berkeley, California Üniversitesinde Dr. William Grant ve Dr. Henry Lahore tarafından yapılmış çalışma gibi çalışmalar D vitamini eksikliğinin enfeksiyon kapma riskinizi arttırabileceğini gösterir.

Zayıf bir bağışıklık sistemine sahip olmak tehlikelidir. Bundan dolayı kendinizi günde 15 ila 30 dakika arasında güneş ışığı alacağınız şekilde ayarlamalısınız. Balkonunuzdan, pencerelerinizden ya da bir bahçeye erişiminiz varsa bundan yararlanın. Bu şekilde, D vitamini seviyelerinizi arttırabilirsiniz.

Pencerenin içerisinde oluşturulmuş bir dinlenme alanı.

Yaratıcılık: Sihir İle Dolu Küçük Mekanlar

Küçük mekanlar çok fazla potansiyele sahiptir. Belki de bu karantinayı hayatınızda, alışkanlıklarınızda ya da rutininizde küçük değişiklikler yapmak için kullanabilirsiniz.

Hedef, dairenizi ya da odanızı biraz daha aydınlık hale getirecek yollar bulmaktır. Ayrıca, biraz pratik zeka, arzu ve yaratıcılık ile evinizde orijinal ve çekici alanlar yaratabilirsiniz.

Bazen, bir çadır yapmak için bir çarşaf kullanmak kadar basit bir şey çocuklar için çok keyifli olabilir. Bir evin, dairenin ya da herhangi bir alanın spesifik cazibesinin içerisinde yaşayan kişiler tarafından yaratıldığını unutmayın.

Hedef duygularınız, motivasyonunuz sağlığınız ve hayallerinize dikkat ederek bu günleri biraz daha dayanılabilir hale getirmektir.