Duygusal Olarak Bağımlı Mısınız?

· Eylül 8, 2017

Duygusal bağımlılık aşırı derecede zarar vericidir ve yıllar geçtikçe daha çok vurgulanır. Duygusal bağımlılık, sevgi değildir. Ayrıca çoğu durumda duygusal olarak bağımlı insan, mümkün olan en kötü sevgi eksikliğini gösterir: kendisine sevgi duymaz.

Yalnızca insanlara değil, fikirler ve maddeler gibi daha pek çok şeye bağımlı olabilirsiniz. Duygusal bağımlılığı güçlendiren iki şey vardır: sorumluluktan kaçınmak ve yalnızlığın getireceğine inanılan sıkıntıdan kaçınmak.

Duygusal olarak bağımlı olmanın sonuçları, uzun vadede çok yıkıcıdır: Nihayetinde sizi tatmin etmeyen ilişkilere, davranışlara ve alışkanlıklara mahkum olursunuz. Sırf kendinizi dışlanmış hissetmemek için yaparsınız bunu ama sonunda kendinizi ya da çevrenizdeki gerçekliği dışlamış olursunuz.

İnsanlar zevk için değil korkudan bağımlı hale gelir

Birine veya bir şeye bağımlı olduğunuzu fark etmek, hoş bir duygu değildir. Tam tersine, diğer insanların size gösterdiği yönde aldığınız pek çok kararın farkına varırsınız. Elbette bunların çoğu kötü niyetle yapmamıştır bunu ve eğer fikirlerini sormuş olsaydınız bunu yapmamış olacaklardır.

Bağımlı olmak, başka birinin sizden ne beklediğine göre karar vermeyi içerir ve kendi düşüncenizi hiç göz önüne almazsınız.

Çoğu insan, onları etkileme şansına sahip olduklarına inandıklarında başka insanların kişisel kararları hakkında fikir sahibi olmaya cesaret ediyor. Başkalarına kapıyı açmadıysanız, yaptıklarınızın ve düşündüklerinizin sorgulandığını nadiren görürsünüz.

Başka insanların fikirlerini söylemesi için kapıları açarız çünkü kendi fikirlerimizden şüphe duyarız. Başkalarına güveniriz çünkü kendimizden kuşkulanırız.

İnsanlar nasıl bağımlı hale gelir: ailede ve toplumda öğrendiklerimiz

Birçok insan, akıllarında tek bir amaçla bağımlı hale geliyor: acı çekmekten kaçınmak. Bir diğer yaygın ama çok daha derin neden ise bağımlılık ile asla aynı anlama gelmeyen gerçek sevginin asıl manasını bilmemektir.

Güçlü yanlarınızın ve en derin korkularınızın büyük bölümünün kökenini aile çevrenizde bulmak mümkündür. Her birimiz, eşsiz ve tekrar edilemez bir geçmişe sahibiz ama yalnızca birkaçımız yaşadıklarımızdan ders çıkarabilmeyi başarıyoruz.

Diğer insanlar, zincirlerine giderek daha fazla bağlanıyor çünkü özgürlüklerinden korkuyorlar. Ve bu özgürlük, uyumsuz davranışlarının kökenini anlama kapasiteleriyle belirleniyor.

Ailede negatif pekiştirme

Birçok anne baba, kendilerinin yokluğunda çocuklarının kontrolsüzce ağlamasından ya da gerekmediği halde çocuklarının onlara ihtiyaç duymasından memnun oluyor ve başkalarıyla daha az zaman geçirmek için bunu bahane ediyorlar. “Beni öyle çok seviyorlar ki bensiz yaşayamazlar,” ya da “başkalarıyla olmak istememeleri normal, anneleriyim ben” gibi şeyler söylüyorlar.

“İnsan mazoşizmi ideali olarak kabul etmeye zorlandı- tek alternatifin sadizm olduğu fikriyle tehdit edilmişlerdi çünkü. Bu insanlık üzerinde oynanmış en büyük oyundu. Bağımlılık ve acı çekmenin, hayatın esasları olarak tekrar tekrar sunulma aracıydı. Önünüzdeki seçenekler, kendinizi feda etmek ya da başkalarına hakim olmak değildir. Seçenekler, bağımsızlık ya da bağımlılıktır. Yaratıcı şifresi ya da ikinci el alıcının şifresidir. İşte temel mesele bu. Yaşam ya da ölüm alternatifi var karşımızda.”

– Ayn Rand

Ailede negatif pekiştirme tuzağıdır bu ve yalnızca bağımlı insanlara değil anti sosyal davranışlar sergileyen kişilere de yol açar: duygusal ya da maddi olsun, çocuklarının taleplerini kısıtlamazlar.

Bunu yaparken kısa vadeli sıkıntıdan kaçınırlar ama uzun vadede çocuklarının daha dengesiz ve bağımlı olmalarına yol açarlar. Bu çocuklar güvenli bağlılık duygusuna sahip değildir, başkalarından çok da sevilmezler. Sadece kendi iyiliklerini gözetmek ve gelecekte hüsranla baş edememek üzere şekillendirilmişlerdir.

Hiçbir şey, partnerinizin size karşı bağımlı ya da özgüvensiz veya kararsız davrandığı bağımlı bir ilişki kadar yorucu olamaz.

“Başkalarının sizi en az kendiniz kadar ciddiye aldığına inanma şeklindeki psikolojik ihtiyaç. Psikolojik ihtiyaçlar bakımından bunun çok mahsuru yok ama şunu asla unutmamalıyız ki başkalarına herhangi bir şey için derin bir ihtiyaç duymak bizi kolay yem haline getirir.”

– David Foster Wallace

Kararları konusunda sürekli size danışan, en akıl dışı korkularını size açıklayan ve bazen de yaptığınız her şeyden şüphe duyup dikkat eden kişilerde buna dahildir. Bu kişilerden sürekli ve yorucu bir baskı ve ilgi hissedersiniz çünkü onarın hissettiklerinin gizli sorumluluğu, size düşer.

O anda sevgiye harcanacak enerjinin nasıl yok olduğunu fark edersiniz çünkü kendisi adına karar almayı bilmeyen partneriniz için sorumluluk aldığınız bağımlı ilişki, sizi tüketir.

Bağımlılığın üstesinden gelmek

Kendinizi suçlu hissetmeksizin kararlar almak, hayatınızın dizginlerini elinize almak demektir. Sürekli başkalarına danışmadan sevdiğiniz şeyi yapmak, pek çok şey için ilk adımdır. Kendi başınıza karar verebildiğinizi ve kararlarınızı başkalarına açıklamak zorunda olmadığınızı göreceksiniz.

Kendinizi yalnızca siz tanıyorsunuz ve neden nasıl davrandığınızı siz biliyorsunuz. Başkalarının davranışlarını izlemek ve işlerin sizin için yolunda gitmesini beklemek, durmadan uzayan, düğümlenen ve çoğalan iplere bağlı kukla olmak gibidir. Bütün o ipleri birer birer kesin ve artık sizi ittirmesi ya da sizin adınıza konuşması için kimseye ihtiyaç duymamak için hayatınızın baş aktörü olun.