Daha Verimli Olmak İçin Pareto Prensibinden Yararlanın

· Eylül 18, 2017

Amerikalı eski ordu mensubu ünlü bir politikacının söylediği bir laf vardır, “Başarının herhangi bir sırrı yoktur. O, hazırlıklı olmanın, çok çalışmanın ve hatalardan ders almanın bir sonucudur.” Bu söz düşünüldüğünde Pareto prensibi anlamını yitiriyor olabilir. Zaten bu sosyolog, asgari çabayla amaçlara ulaşmayı destekliyor gibi görünüyor.

Paris’te, İtalyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Federico Pareto, ünlü prensibini 100 yıldan fazla zaman önce öne sürmüş olsa da, hala onu bir kanun gibi gören çok sayıda insan var. Gelin, bu prensibin ne olduğuna bir bakalım.

Pareto prensibi

Pareto prensibi aynı zamanda 80/20 kuralı olarak da bilinir. Çünkü İtalyan felsefeci ve sosyolog, gördüğünüz faydaların yüzde sekseninin, gösterdiğiniz çabanın yüzde yirmisinden kaynaklandığını belirtir. Bu prensip, kişisel, profesyonel ve sosyal başarılar dahil hayatın tüm alanlarında geçerli olabilir.

Yaşadığı dönemin ünlü ekonomistlerinden de biri olan Pareto için verimlilik ön plandadır. Her zaman çaba göstermeye inanmamış(sürekli) ama gerçekten iyi sonuçlar veren çabaya inanmıştır (seçici). 

Pareto prensibinin çaba göstermeden başarının ortaya çıkabileceğini anlatan bir prensip olduğunu söylemek onu fazla basite indirgemek olur. Prensip, gerçek anlamda verimli olmanın ve her seviyede, gerekli olan görevlere doğrudan odaklanmanın üzerinde durur.

Pareto, hayatın pek çok alanında gösterilen gayretin azaltılabileceğini savunmuştur. Sadece büyük fayda sağlayarak sonuçlanan şeyleri güçlendirmemiz gerektiğine inanmıştır. Önceleri 80/20 gibi basit bir çıkarım yapmasına rağmen, deneyimleri çabaların yüzde 15-25’inin başarının yüzde 75-85’ine sebep olacağını göstermiştir.

Pareto prensibini nasıl yorumlamalıyız?

Prensibinin örneklerine gerçek hayatta rastlanabilir. Prensip, en temel anlamıyla, başımıza gelenlerin yüzde 80’inin, sebeplerin yüzde 20’sinden kaynaklandığını ortaya koyar. Ünlü sosyolog, benzeri olmayan bazı durumlar keşfetmiştir; örneğin, bir ülkenin nüfusunun yüzde 20’si, ülkedeki mal varlığının yüzde 80’ine sahiptir. Diğer keşiflerinin yanı sıra, bu keşfi onu şu sonuçlara götürmüştür:

  • Bir işletmenin müşterilerinin yüzde 20’si, işletmenin tüm gelirinin yüzde 80’ini sağlar.
  • Kişisel mutluluğunuzun yüzde 80’i, en yakın çevrenizdeki insanların yüzde 20’sinden gelir. Size sevgiyi, arkadaşlığı, anlayışı veren onlardır.
  • Fiziksel egzersiz yaptığınızda, yaptığınız egzersizlerin yüzde yirmisi, aldığınız faydanın yüzde 80’ini oluşturur.

Yani Pareto’nun çabaların yüzde 20’sinin, iyi bir şekilde odaklanıldığı takdirde, başarının yüzde 80’ini oluşturabileceğine inanması mantıklıdır. Buna karşılık, gösterilen gayret doğru yönetilmezse, aynı miktarda çaba gösterilse bile, başarı seviyesi çok daha düşük olacaktır.

Hayatta başarının sırrı, bir kişinin fırsat ayağına geldiğinde onu değerlendirmek için hazır olmasıdır.”

– Benjamin Disraeli

Pareto prensibinden nasıl yararlanılır?

Bir sosyolog ve ekonomist olarak, Vilfredo Pareto’nun araştırmasını gerçek örneklere dayandırdığı çok açıktır. Bilinçsiz olarak prensibin gereklerine zaten uyduğumuz için, prensibinden nasıl yararlanılacağını açıklamaya çalışmıştır.

sahilde bilgisayarla çalışmak

Pareto prensibine uyduğumuzun farkında değiliz ancak bunu anlamanın bazı yöntemleri vardır. Eğer aşağıdaki şeyleri yapıyorsanız farkında olmadan prensibe uyuyorsunuz demektir: 

  • Önemli olmadığını düşündüğünüz görevleri başkasına devrediyorsunuz.
  • Sevdiğiniz şeyi yapıyorsunuz ancak gününüzün çoğunu onu yaparak geçirmiyorsunuz. 
  • İnsanların sizden yapmanızı istediği şeyleri yapıyorsunuz ancak kendi isteklerinizi gerçekleştirmeye daha fazla zaman ayırıyorsunuz.
  • İstediğiniz işi yapıyor, istediğiniz şekilde yaşıyor ve gerçekten bir arada olmak istediğiniz insanlarla oluyorsunuz. 
  • Yoğun çaba gerektiren aktiviteler yapıyorsunuz ancak gününüzün çoğunu değil sadece gerektiği kadar zamanı bu aktiviteler için harcıyorsunuz.

“Eğer A hayattaki başarıysa, bu A = X+Y+Z demektir. X iş, Y oyun; Z ise çeneni kapatmayı temsil eder.”

– Albert Einstein

Gördüğünüz gibi, prensibin gerçek hayata uygun ilginç uygulamaları vardır. Azim ve çaba gerektirirken, bir yandan dolaylı olarak zamanınızı verimli bir şekilde dağıtmanız gerektiğini ima eder. Gerçek hayatta başvurabileceğiniz harika bir prensip olduğu kesindir. Oldukça basittir, sizi yapmakta iyi olduğunuz şeyleri yapmanız için teşvik eder ve eğer çabanın yüzde 20’sini doğru bir şekilde iyileştirebilirseniz, sonuçları hemen görürsünüz.

Okumak isteyebilirsiniz: Tutumunuz sorunları çözme kabiliyetinizi nasıl etkiler?